Bodrum Tarihi

Leave a comment


Bodrum ülkemizin çok güzel ve turistik bir ilçesi olarak bilinmektedir.Bölge sadece turistik bölge değil aynı zamanda büyük
bir tarihe sahiptir.Bu bölge ilk yerleşimden günümüze kadar bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.Bölgenin bu kadar çok
ilgi gören bir yerleşim bölgesi olmasının en büyük nedenleri iklimi bölgedenin doğal güzelliği ve bölgedeki su kaynaklarıdır.

Bölgenin eski adı Halikarnassos’dır. M.Ö yaklaşık olarak 484 yılında doğan ve büyük tarihçi olarak bilinen Herodot’un yaşadığı
şehirdir ve Herodot bölge için Karya ve Legler ile birlikte ilk yerleşim birimi olarak gösterilmektedir.

Bölge zamanın güçlü ülkelerindne olan Dorlar’a da ev sahipliği yapmıştır.Dorlar zamanındada bölgenin adı Halikarnassos olarak
bilinmektedir.

Bölge Dorlar’dan sonra Perslerede ev sahiliği yapmıştır.

Bodrum en parlak dönemini millattan önce 300’lü yıllarda yaşamıştır.

Bodrum tarihte bir çok devletin himayesi altına girmiştir.Bölge M.Ö 190 yıllarında Romalılar’ın eline geçmiş fakat zamanın
koşulları nedeniye fazla bir gelişme gösterememiştir. M.S ise Bizansların eline geçmiş ve 11. yüzyılda ise Türkler’in eline
geçmiştir.

Bodrum ait olduğu önemi anca 1960’lı yıllarda kazanmıştır.Daha önceki tarihlerde bölge bir balıkçı kasabası olarak görülüyordu.
Daha sonra 1970’lerde bölge 1. Turistik Bölge olarak ilan edildi ve hızla gelişmeye başladı.

Advertisements

Bodrum'a Ulaşım

1 Comment


Bodrum turistik bir kent olduğu için ulaşım koşullarıda son derece iyileştirilmiştir.Bölgede ulaslararası bir hava limanı bulunmaktadır.
Bölgeye 35 km uzaklıkta olan bu hava limanının ismi Milas Bodrum Hava limanıdır.Yılda 2.000.000 insan taşıma kapasitesinede sahip olan bu
hava limanı bölgeye her yıl milyonlarca turistin gelmesini sağlamaktadır.

Hava limanı böge için gerçekten çok önem sağlamaktadır.Bölgeye gelen yabancı turistlerin çoğunluğu hava yollarını tercih ettiği için
bölgeye daha çok turistin girişi sağlanmıştır.

Ayrıca Milas Bodrum Hava Limanı hatrı sayılı bir büyüklüğe sahiptir.

Bölgede 1970 lerde alt yapı çalışması olarak yapılan Milas-Bodrum kara yolu ise bölgeye bir çok yerli turistin ulaşmasını
sağlamaktadır.

Bodurum’a daha rahat bit yolculuk yapalarak ve denizin keyfini çıkarar gelmek isteyen turistler ise deniz yollarını tercih
etmektedirler çünkü deniz yolları yolcularına geniş bir ayrıcalık ve güzel bir konfor sağlamaktadır.

Yaşamınızı Renklendiricek 10 Seyahat

Leave a comment

Seyahat etmenin, yeni yerler ve farklı kültürler tanımanın insana çok şey kattığı bir gerçek. Forbes Dergisi’nin hayatını renklendirmek isteyenler için belirlediği 10 seyahat noktası… 

Himalayalar
Himalaya Dağları, dünyanın en büyük ve en yüksek sıradağları. Dünyanın en yüksek zirvesi Everest de bu sıra içinde bulunuyor. Dünyanın çatısı olarak adlandırılan Himalayalar’da dağcıların gözdesi zirveler; Everest, K2, Kangchenjunga, Makalu, Dhaulagiri, Nanga Parbat, Annapurna ve Nanda Devi. Himalaya vadilerindeki yerleşim alanları özgün kültürleriyle dikkat çekiyorlar. Son yıllarda turist akınına uğrayan Himalayalar’da Budistlere ait pek çok kutsal tapınak bulunuyor. 

Bahamalar
Florida ile Küba arasında yer alan ve 700 adet irili ufaklı 
egzotik adadan oluşan Bahamalar’ın başkenti Nassau. Bahamalar, sunduğu eşsiz imkanlarla, hayatınız boyunca hatırlamak isteyeceğiniz, hatta bu isteğe gerek bile olmaksızın aklınızdan hiç çıkmayacak rüya gibi anılara ev sahipliği yapmayı garanti ediyor. Kozmopolit ada Nassau, müzeleri, golf sahaları, tropik yemeklerden seçkiler sunan restoranları ile daha bir şehir gibi dururken, San Salvador Körfezi, mercan resiflerinin can alıcı renkteki temsilcilerini ve görülmemiş güzellikte bir sualtı yaşamını deneyimleyebileceğiniz enfes bir dalış sahası.

Alaska
Alaska çok uzaklarda, soğuk ve yaşanması zor, ama bir o kadar da macera dolu bir yer. En büyük eyaleti olmasına rağmen 
Amerika‘ya hiçbir sınırı olmayan Alaska, Kuzey Amerika’nın en ucunda Kanada’ya komşu. Çevresi karlı dağlarla kaplı şirin mi şirin şehir merkezinde her yer turistik hediyeliklerin satıldığı mağazalar, kafe ve restoranlarla dolu. Yani herhangi bir turistik şehirden farkı yok. Merkezi geçtikten sonra karşınıza çıkan deniz kenarındaki kayalıklarda oltalarını suya atmış kalabalık bir balıkçı güruhu karşılıyor sizi. Burada oltalara dev balıklar takılıyor. Anchorage, Alaska’nın diğer iki büyük şehri baş kent Jeauno ve Fairbank’in aksine daha şehir gibi bir şehir. Hatta Anchorage diğer şehirlerde yaşayanlarca “gerçek Alaska” sayılmayarak “Alaska’ya sadece 20 dakika uzaklıkta” diye nitelendiriliyor. Bu söylemde doğruluk payı olsa da Anchorage çoğu kişi için vahşi ve doğal hayata açılan bir kapı niteliğinde. Şehirde olsanız da Anchorage’daki doğal parklarda yabani hayvanların binbir çeşidi ile tanışabiliyorsunuz. Özel teknelerle gi dilip de görülebilen buzullar arasında ise bu kez kendinizi doğal bir parkın bir parçası sanabiliyorsunuz. 

Guatemala
Aztek dilinde ‘avakado salatası’ anlamına gelen Guatemala Orta Amerika’da yer alıyor. Hem Pasifik hem de Atlas Okyanusu’na kıyısı olan Guatemala, ayrıca dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri. Eski başkenti Antigua Guatemala (kısaca Antigua deniyor), dünyanın en güzel, en sevimli şehirlerinden biri. Yemyeşil tepelerle ve volkanlarla çevrili çukur bir alanda kurulu. Şeker rengi alçak binaları, parke yolları, ara ara tüten volkanların tepelerini kaplayan bulutlarıyla çizgi filmden fırlamış gibi duran, neredeyse gerçekdışı bir yer.

Vietnam
Uzun dar bir kara parçası üzerinde yer alan Vietnam, Çin, Kamboçya ve Laos ile komşu. Uzun yıllarda akıllarda savaş görüntüleriyle yer edinen Vietnam, son yıllarda eşsiz doğası ve deniziyle gezginlerin seyahat listelerinde yer almaya başladı. Vietnam’da görülecek yerlerin başında Budist, Hindu tapınakları olan Pagoda ve Qanh Tanh, Güzel Sanatlar Müzesi ve Cumhurbaşkanı Ho Chi Minh’in evi geliyor. Küçük küçük üç binden fazla adacıktan oluşan Halong bay ise tekne ile çıkılacak bir tur için güzel bir rota oluşturuyor

Botswana
Güney Afrika’da yer alan Botswana, her mevsim yaz sıcaklığı arayanlar için biçilmiş kaftan. Botswana’nın denize kıyısı yok. Ama Afrika’nın en önemli çöllerinden biri olan Kalahari, burada bulunuyor. Deniz ve kumsal 
tatillerinden sıkılmış olanların ilgisini çekebilecek olan Botswana’da yapılacak en güzel aktivite Kalahari Çölü’nde bir safari turu olabilir. Makgadikgadi Pans, Nxai Pans, Kalahari Çölü ve Nxabega Okavango’yu kapsayan bir safari rotası gezginlerin önerisi. Ayrıca Makgadikgadi ve Nxai Pans, ülkenin en büyük tuz yataklarının olduğu bölgeler. 

Ürdün
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki eşsiz Petra, Antik Roma kenti Ceraş, Arabistanlı Lawrance filminin çekildiği yer, Kızıldeniz, Akabe Körfezi, 4×4’lerle Ram Vadisi’nde unutulmaz safari, Vahalar, Osmanlı’nın izleri, egzotik çarşılar, suklar, tarih, insan ve doğa. Dolu dolu bir Ürdün… Ürdün deyince akla gelen en önemli yer şüphesiz Ortadoğu’nun en görülmeye değer turistik bölgesi olarak kabul edilen Petra Antik Kenti. Geçmişten günümüze kalan en etkileyici ve görkemli dünya miraslarından biri olan Vadi Musa’da bulunan Petra Antik Kenti, Salih Peygamber’in yaşadığı bölge olarak da bilinen ve devasa kayalara nakış nakış işlenen bir antik şehir. 

Antartika
Antartika, dünyanın en güneyinde yer alan ve Güney Kutbu olarak bilinen kıta. Burası dünyanın en soğuk ve en rüzgarlı yeri. Dünyada belki de yaz ve kış mevsimleri arasında yüzölçümünün değiştiği tek yer. Çünkü burada yüzlerce kilometrelik buzullar oluşuyor.

Antartika’da bir çok penguen türü yaşıyor. Ayrıca mink balinası ile kambur balina, yaz aylarında Antartika sahillerinin konukları oluyorlar. Bu hayvanlar kril sürüleri için buraya geliyorlar.

Havalar ısınıp buzullar ve buz dağları erirken müthiş manzaralar ortaya çıkar. İnsan kendini o sulara atmak ister fakat o suyun da buzlu su olduğu unutulmamalıdır! Antartika’ya gitmek bazı dönemlerde tehlikeli olabilir. Kışın aşırı soğuk olması, yazın ise üzerindeki delik ozon tabakasından güneşin uv ışınlarına sürekli maruz kalması cilt kanseri riskini arttırmaktadır. 

Yeni Zelanda
Yeni Zelanda, güney yarıkürede Avusturalya’nın güneyinde 2 adadan oluşan bir ülke. Doğal güzelliklerin çok bol ve çeşitli olduğu bir yer, her iki ada da gezilmek istendiğinde en az 2 hafta gerekli. Uçaklar genelde Auckland’a iniyorlar. Buzullardan fiyortlara, muhteşem göllere ve kilometrelerce kum plajlara kadar değişik opsiyon var ve hepsi de çok güzel. Yeni Zelanda’nın başkenti Wellington, gökdelen görülebilen nadir yerlerden biri. Diğer şehirler kasaba gibi, ama özellikle güney adadaki bazı şehirler çok güzel ve turistik.

Galapagos
Dünyada vahşi yaşamı gözlemenin en iyi biçimi… Yanardağlar, lav kalıntıları, lav tüneli… Dünyada benzeri olmayan bir flora ve fauna. Yaşayan bir Darwin laboratuvarı… Dev kaplumbağalar, albatros, frigat, sümsük kuşları, kara ve deniz iguanaları, flamingolar, foklar, deniz aslanları, pelikan, penguen, balina, yunus, köpek balıkları.

Toplam 60 adadan oluşan Galapagos Adaları, Ekvator‘a bağlı. İspanyolca’da ‘kaplumbağa adası’ anlamına gelen Galapagos’ta bugün 5 bin dolaylarında hayvan türü yaşamaktadır. Bu nedenle Galapagos, Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) belirlediği koruma öncelikli küresel 200 ekolojik bölgeden biridir

Foça Tatil

Leave a comment


Foça’da tatilin nasıl geçtiğini merak ediyorsanız bu yazımız tam size göre.Foça’da her yaştan tatil severe uygun tatil seçeneklerinin bulunduğunu sizlere daha önce belirtmiştik.Bunun yanında bölgedeki gelişmiş konaklama merkezlerinden bahsetmiştik.Fakat bölgenin en önemli özellik ve güzelliklerinden yeteri kadar bahsetmedik.Foça iki yönlü turizm yapılmaktadır.Birincisi ve daha çok göz ününde olanı deniz turizmidir.İkincisi tarih daha geri planda kalsada oldukça önemli bir turistik özelliklitir.Foça’da eski çağlardan bu yana yaşayan bir çok insanın ve bu insanların eserlerini görmek için oldukça iyi bir fırsat yakalamış olursunuz.

Foça’da bu güzellikler oldukça ön plandadır.Bölgedeki eski zamanlardan günümüze kadar gelmiş olan bir çok eseri burada ziyaret etme şansını yakalarsınız.Bu yüzden sizlere sadece bir tatilden ötesini sunan Foça sizlere kültür açısından da oldukça güzel şeyler vermektedir.

Foça’da ayrıca denizin güzelliğide tartışılmazdır ve Foça’nın en güzel yönü denizden çıkarak bögledeki tarihi eserleri gezme şansını yakalamanızdır.

Kısacası Foça her yaş için oldukça uygun bir tatil bölgesidir.

Paris Cafeleri

Leave a comment

Paris cafe’leri 19. yuzyildan bu yana Parislilerin sosyal hayatinin ayrilmaz bir parcasi olmaya devam ediyor. Yorgunluk atmak, sohbet etmek, kitap ve gazete okumak, sabah kahvesi icmek, es dostla bulusmak, insan arasina karismak. Paris’te bir café au lait almak icin sayisiz bahane bulabilirsiniz.

Cafe Marly
Louvre Muzesi’nin bir kanadinda bulunan cafe’nin kapali bir terasi var ve buradan Louvre’un cam piramitlerini gorebiliyorsunuz. icerde postmodern koltuklar yer aliyor ve duvarlar kirmizi. Bu hem cagdas hem de tarihi gorunumlu mekan, Paris’in cafe ortamini tam olarak tanimak icin ideal.
93 Rue de Rivoli. / Tel: 0033 1 49 26 06 60.

Rendez-Vous des Belges

Dost canlısı ve müşterilerle iletişim kurmaktan zevk alan servisiyle bu kahve dükkanı, tipik Paris havasını yansıtıyor. Küçük alanı ve ince uzun yapısıyla çok da turistik olmayan bir bölgede yer almasına rağmen (burada sadece the Gard du Nord ve Gare de L’Est var) oldukça sevilen ve tavsiye edilen bir kafe. Ayrıca burada yüzde yüz saf Arap kahvelerinden oluşan lezzetli harmanları tatmak mümkün.
Adres: 23, rue de Dunkerque, 10 / Metro: Gare du Nord / Telefon: 01 42 82 04 72

Aux Villes du Nord
Randez-Vous des Belges’in hemen sağ yanındaki Aux Villes du Nord’un içinde arka kısımda bir restoranı da var. Hızlı ve samimi servisiyle, kahvesinin tazeliği ve lezzetiyle sevilen kafeler arasında yer alıyor. Fazla sert olmayan kahveler tercih ediyorsanız Aux Villes du Nord doğru seçim olacaktır.
Adres: 23 rue de Dunkerque, 10 / Metro: Gare du Nord / Telefon: 01 45 26 31 55

Buffet de la Gare de Paris-Austerlitz

Küçük teras güneşli günlerde çok hoş olabilir. Günlük hayatın bir parçası olan bu yerden dünyadaki diğer tüm tren istasyonu kafelerinden daha fazlasını beklemeyin.
Adres: rue de Dunkerque, 10 / Metro: Austerlitz / Telefon: 01 45 84 38 55

Le Dauphin

Le Dauphin Louvre’un bir blok kuzeyinde André Malraux Meydanı’nda bulunan Le Dauphin, 1945’den bu yana aynı aile tarafından işletiliyor. Geleneksel şeylerin yanı sıra çeşitli yörelerden şaraplar ve çeşitli kahvelerin yanında akılda kalacak lezzette tatlılar da sunuluyor. Yanındaki yemek odası loş ışıkları ve rahat ortamıyla gelenlere meydanın trafiğinden uzak hoş bir sığınak sağlıyor.
Adres: 167 rue St. Honoré, 1 / Metro: Palais Royal, Musée du Louvre / Tel: 01 42 60 40 11

Café de Flore
Cafe de Flore de ünlü rakibi Les Deux Magots gibi Sartre, Simone de Beauvoir ve Camus gibi tanınmış yazarların uğrak yeri olmuş ve Varoluşçuluk Hareketinin kalbinde yer almıştır. Cafe de Flore, haftanın her gün sabah 07:00 gece 01:30 arasında açık.
Adres: 172 blvd, St Germain, 6 / Metro: St-Germain-des-Pres / Tel: 01 45 48 55 26

Les Deux Magots

İsmini iki tahta maymun heykelinden alan Les Deux Magots, Paris’in en ünlü
kafelerinden birisi. Eski zamanlarında Jean Paul Sartre ve Hemingway’in başına geçtiği kafenin en büyük rakibi ise hemen yanındaki Cafe de Flore.
Adres: 170 blvd, St Germain, 6 / Metro: St-Germain-des-Pres / Tel: 01 49 26 06 60

Cafe Carmen
Pigalle yakinindaki bu birinci sinif mekan bir zamanlar ”Carmen” operasinin bestecisi olan George Bizet’nin eviymis. Hatta Bizet’nin, Proust ve Gounod gibi arkadaslariyla eglenirken arada da ”Carmen”i yarattigi ve kagida doktugu yer de burasi. Bugun klasik Fransiz mutfagindan lezzetlerin sunuldugu yuksek tavanli bir restorana donusmus.
Tel: 00 33 1 45 26 50 00.

Le Procope
Odeon’da bulunan Paris?in bu en eski cafe’si (1686) zamanin unlulerin cok ragbet ettigi bir yermis. Voltaire (Voltaire masasi diye sorulunca gosteriliyor), Benjamin Franklin, Rouesseau mudavim isimlerden bazilari. Gunes alan sevimli terasi ve sehre bakan manzarasiyla keyifli bir atmosferi var. Degismeyen kalitesinden oturu yemekleri de cok lezzetli.
13 Rue de la’Ancienne-Comedie. / Tel: 00 33 1 43 29 38 70.

Abant Ulaşım

Leave a comment


Abant’ın turistik bir göl olduğundan bahsetmiştil.Şimdi işe bu bölgenin ulaşım koşulları hakkında bilgi vereceğiz.Abant turistik bir bölge olduğu için bölgeye çeşitli ulaşım koşulları mevcuttur.

Abant’I genel olarak yerli turistlerin tercih ettiğini sizlere belirtmiştik.Bu yüzden bölgeye ulaşımda kullanılan en yaygın yol karayoludur.Bölgeye ulaşım imkanları arasında demiryoluda bulunmaktadır.

Abant’a kısa bir yoldan gitmek istiyorsanız.Anadolu Otoyolu üzerindne gitmelisiniz bu yol ücretli olsada güvenli ve hızlı bir şekilde sizleri Abant’a ulaştırmaktadır.

Bölge’ye çevrediki illerden ve Bolu’nun tüm ilçelerinden otobüs kalkmaktadır.Bu otobüslerlede bölgeye gitmeyi tercih edebilirsiniz.

İstanbul’dan gitmek istiyorsanız.Kaynaşlı otoyolundaki ayrımdan Bolu dağına doğru tırmanmalısınız bu yol sizi 22 km sonra Abant yoluna ulaştırır.Bu yol yeşilli alanlarla dolu olduğu için bu yolu kullanmanızıda tercih ederim.

Bölgeye trenle ulaşmak istiyorsanız bu yol Adapazarı’na kadar ulaşamaktadır.Daha sonra yine otoyolları kullanmak zorunda kalırsınız.

Abant’a ulaşımlar bu şekildedir.Bu ulaşım ağı sayesinde bir çok turist tarafından tercih edilir.Bir turistik bölgenin en büyük gelişmişlik düzeyi olan ulaşım ağları bu bölgede en iyi şekildedir.

Kaş Hakkında

Leave a comment

Antalya’nın turistik ilçelerinden biri olan Kaş, Dünya’nın önemli yerlerindendir. Merkezdeki nüfusu 8.000 ken yaz aylarında bu sayı artmaktadır. İlçe merkezine 200 km mesafede bulunuyor. Türkiye’nin sayfiye yerleri ve Meis adasına komşudur. Bİtki örtüsü maki olup ısı derecesi yıl içinde hiçbir zaman sıfırın altına düşmez. Nem ortalamasına bakıldığı zaman % 54 olduğu görülür. Antalya havaalanına 200 km, batısında Dalaman havaalanına 160 km uzaklıta bulunuyor. Karayolu ile kuzeyden ulaşmak için Antalya-Korkuteli-Elmalı-Kaş 200 km.dir. Yollar asvalt, sedir ağaçları bu yol üzerinde takip ediyor. Sahil şeridinden gelindiğinde ise Antalya-Kemer-Finike-Kaş 200 km.dir. Yolculuğunuzda Akdenizin maviliği temiz havanın güzelliğini doyasıya yaşayacaksınız. Yat turizmi bölgede oldukça önemli. Yatların rahatlıkla ulaşabileceği bir konumda bulunuyor.

Older Entries