Balikesir Bigadiç – Genel bilgiler, gezilecek yerler

Leave a comment

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 49957’dir. Bunun 14550’si ilçe merkezinde, 35407’i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Bigadiç, Marmara Bölgesi, Güneydoğu Marmara alt bölgesi içinde Balıkesir İline bağlıdır.Şehir eski Balıkesir-İzmir yolu üzerinde Balıkesir’e 38 km mesafeye kurulmuştur. Balıkesir ilinin Güneydoğusunda yer alan Bigadiç kuzeyi Kepsut, güneyi Sındırgı, batısı Merkez, doğusu Dursunbey ile çevrilmiştir. Denizden yüksekliği 180 m’dir. İlçe merkezi 39-21 kuzey enlemi ile 28-08 doğu boylamı arasında yer almaktadır.

Bigadiç, Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara bölümünde yer aldığı için karasal iklim karakterleri göstermektedir. Yılın en düşük sıcaklığı -7, en yüksek sıcaklığı +38 derece, yıllık ortalama sıcaklık ise +14.8 derecedir.

Bigadiç Tarihi

Tarih Öncesi Dönem
Bigadiç ve çevresinde tarih öncesi dönemlere ışık tutan en dikkat çekici yerleşim Babaköy civarındadır. Bahsi geçen yerleşimin 20.yy başlarında Fransız mühendis Paul Gaudin tarafından keşfedilen Kırkağaç-Gelenbe yakınındaki Yortan Mezar Kültürü’nün bir uzantısı olduğu kabul edilmektedir.

M.Ö. 4000-2150 arasında varolan Yortan Kültürü kendine özgü nitelikleri olan bir kültürdür. Mezar armağanları bakımından da Thermi, Troya ve Beyce Sultan Keramik ve diğer buluntularla karşılaştırılabilir. Bu bakımdan Yortan Kültürü’nün çevre kültürler ile ilişki içerisinde olduğu söylenebilir.
Anadolu Uygarlıkları ve Helenistik Dönem

Bigadiç, eski çağlarda Misya olarak anılan bölgedeki önemli şehirlerden biri olduğu bilinmektedir. Lidyalılar “Kayın Ağacı” anlamına gelen Misya, Anadolu’nun kuzey-batısında yer alıp, kuzeyden Marmara Denizi (Peropontit), batıdan Çanakkale Boğazı (Hellespon) ve Ege Denizi, güneyden Lidya ve doğudan Rindakoz (Adernaz) Çayı ile çevrilidir.

Misyalılar, M.Ö. 1200 yılında gerçekleşen Truva Savaşı esnasında Truva’lıların yanında Akhalar’a karşı savaşmışlar ve savaş sonunda Truva hakimiyetinin yıkılması üzerine Lidya egemenliğine girmişlerdir. M.Ö. 546 yılında Persler ile yaptığı savaşı kaybeden Lidyalılar devleti yıkılmış ve Bigadiç’in içinde bulunduğu Misya ve diğer batı Anadolu şehirleri M.Ö. 334 yılına kadar Pers İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir.

M.Ö. 334 yılında Granikos (Biga Çayı) kenarında Pers kralı Darius III’ü yenilgiye uğratan Büyük İskender, M.Ö. 333’te İssus ve M.Ö. 331’de Gaugamela (Erbil) ovasında Pers ordularını iki defa daha yenerek Anadolu’yu tamamen ele geçirmiştir.

Böylece Büyük İskender’in İran seferi hattı dışında kalarak Persler ve Makedonyalılar arasındaki savaşa sahne olmaktan kurtulan Misya Bölgesi ve Bigadiç, Büyük İskender’in egemenliğine girmiş oldu.

Büyük İskender’in ölümünden sonra sırasıyla Antigonos, Lysimachos ve Selevkos hakimiyetine giren Misyalılar, Selevkosların zayıflaması ve Romalılar ile M.Ö. 188’de yapılan Apameia (Dinar) Barışı sonrasında Bergama Krallığı’nın bir parçası haline gelir.
Roma ve Bizans Dönemi

Roma, önce himaye, sonra da fetih siyasetinin başlangıcı olarak batı Anadolu’daki krallıkları Selevkoslara karşı korumuştur. Bergama kralı Attalos III’ün M.Ö. 133’deki ölümü sonrasında vasiyetnamesi gereği krallığı Romalılar’ın eline geçti. Roma egemenliğine karşı ayaklanan Misyalılar başarılı olamayınca M.Ö. 129 yılında Bergama Krallığı resmen sona erdi.

M.S. 395’te imparator Büyük Theodosius tarafından Doğu ve Batı Roma olarak ikiye bölünen Roma İmparatorluğu’nda, Misya’nın büyük bir kısmı Doğu Roma (Bizans)’ın Opsekium eyaleti’ne bağlanmıştır.
Selçuklular ve Beylikler Dönemi
1071 yılındaki Malazgirt Savaşı ile başlayan Anadolu’daki Türk hakimiyeti, Alparslan’ın ölümü ile tahta çıkan oğlu Melikşah’ın emriyle yapılan fetihlerle devam etti. Bizans’ın içinde bulunduğu karmaşadan faydalanan Melikşah’ın komutanlarından Kutalmışoğlu Süleyman Şah, devletin sınırlarını Misya dahil olmak üzere Marmara, Karadeniz ve Akdeniz yönlerine doğru genişletti.

1097 yılında Anadolu Selçukluları ve Haçlı Ordusu arasında gerçekleşen Dorileon Savaşı sonucunda Selçuklular’ın İç Anadolu’ya çekilmesi ile Misya bölgesi yeniden Bizans hakimiyetine girdi. 1113 yılında yapılan akınlarla Apollonia (Gölyazı) yeniden Türk hakimiyetine girdi. Ardından Türk birlikleri Adramitium (Edremit) ve Poimanon (Manyas)’a kadar ilerlediler.

III. Haçlı Seferi’nde kara ordusuna komuda eden Almanya Kralı Friedrich Barbarossa, ilkçağdan beri kullanılan Balıkesir-Bigadiç-Sındırgı-Akhisar yolunu izlemiştir.

1243 yılındaki Kösedağ Savaşı ile Moğol İstilası altında kalan Anadolu’da Beylikler Dönemi başlamış, Danişmend ailesine mensup olan uç beylerinden Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey, 13.yy sonlarında Misya’ya girdiler. Bigadiç’in Karesi Bey yada Oğul Paşa tarafından 1300 başlarında fethedildiği düşünülmektedir.
Osmanlı Devleti Dönemi

Orhan Gazi döneminde, Karesi Beyliği’nin Osmanlı Devleti’ne bağlanması ile Bigadiç’te Osmanlı hakimiyeti başlamıştır. 1890 yılında yayınlanan Hüdavendigar Vilayeti salnamesinde Bigadiç hakkında şu bilgilere rastlanmıştır:

“Bigadiç kazası Karesi sancağı merbudatından olup, şimalen ve şarkan Balıkesri kazası, Garben Kütahya sancağı ve cenuben Sındırgı kazası ile mahdudtur. Kaza-i mezküre merbud nevahi olmayıp ancak 52 karyeyi (köy) şamildir. Kazanın nüfusu umumisi 12805 raddesindedir. Dahili kazada 2579 hane bulunur”

1877-78 Osmanlı Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında Bigadiç, Rumeli’den kaçan pek çok göçmen aileye ev sahipliği yapmıştır. Bu göçmen aileler deve yatağı (bugünkü Fethibey mahallesi) yerleştirilmişledir. Sonraki dönemde, özellikle Balkan Savaşları sonrasında Bigadiç göç almaya devam etmiştir.
Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele Dönemi

Yunan ordularının 15 Mayıs 1919’da İzmir ile başlayan ve kısa zamanda tüm batı Anadolu’ya yayılan işgaline karşı, 16 Mayıs 1919’da Balıkesir’de Redd-i İlhak kararı alınmasına müteakip Balıkesir Kongreleri düzenlenmiş, 28 Haziran 1919-10 Mart 1920 arasında düzenlenen bu kongrelere Bigadiç’ten de temsilciler katılmıştır. 9. Kafkas fırkası’ndan dönen Mümtaz Bey önderliğinde Bigadiç Kuvay-i Milliye teşkilatı kurulmuştur.

Akhisar-Soma muharebelerinde başarısız olan Türk kuvvetlerinin Balıkesir-Susurluk hattı üzerinden Bursa’ya çekilmesi ile 30 Haziran 1920’de Yunan kuvvetleri Bigadiç’i işgal etmişlerdir.

26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un akabinde Türk ordusu 4 Eylül 1922’de Bigadiç’e girmiştir.

Tarım

Simav Çayı üzerine kurulan Yörücekler Regülatörü ile sulama kanaletlerinin kılcal damarlar gibi sarıp sarmaladığı Bigadiç Ovası, yüksek tarım kabiliyetine sahiptir. Pamuk, tütün, buğday, mısır, susam, nohut, bakliyat, domates, şeker pancarı, ay çiçeği ve her türlü sebzenin yetiştiği yerdir Bigadiç. Sadece İlçe halkına değil civar ilçelere, Balıkesir’e, İstanbul haline tonlarca sebze gönderilir. Bilhassa dağ köylerinde yetiştirilen poyraz fasulyesi, ceviz, kiraz, elma, kestane, kızılcık, incir, armut, nar, dut ve bademin tadına doyum olmaz. Bu ürünler köy köy ayrışır, lezzetlenir. Alabarda köyü nar, Çayüstü (Kılle) köyü ceviz ağaçları ile yüklüdür. Kestane deyince Alan Köyü akla gelir. İncir Babaköyü çağrıştırır. Aşağıçamlı Köyü ise kirazı ile meşhurdur.

Hayvancılık

Et, süt ve yumurta istihsaline dayalı hayvancılık çok gelişmiştir. Bilhassa köylerinde 30.000 Büyükbaş hayvanın beslendiği Bigadiç; Yumurta tavukçuluğu ve etlik tavukçuluğun yapıldığı yüzlerce tavukhanesi ile yüksek bir et, süt, yumurta üretimi bölgesidir. Bundan 20 yıl önce Türkiye’nin yumurta borsası Bigadiç merkezli idi. Tavukhanelerde modernizasyonu yakalamayınca büyük fırsat kaçıran Bigadiç, şu yıllarda etlik tavuk üretimine yönelmektedir.

Sanayi

1990’lı yıllarda sanayileşme zihniyetini yakalayan Bigadiç’te DOSEMENLER Tarım Aletleri ve Makas Fabrikası, 3 adet un fabrikası, Mobilya İmalathaneleri ve 2 adet Yem Fabrikası ,BORSAD Ihracat Ithalat ve Ticaret Limited Sirketi ltd.mevcuttur.

Termal tatil köyü inşaat çalışmaları bitirilmiş olup yerli ve yabancı turizme hizmet vermektedir. HisarKöy termal kaplıcaları tarihi çok eskiye dayanmakla bölgede arkeolojik araştırmalar yapılmadığından tarih yok olmakla karşı karşıya gelmiştir. Bigadiç yapılan çalışmalarla jeotermal su ile ısıtılmaktadır. Simav çayı boyunda yapılmakta olan devremülkler yerli ve yabancı turizme termal devremülk oluşundan büyük hizmet vermek amacıyla inşaa edilmiştir.

Kültür

Bigadiç, yüzyıllardır devam ede gelen güzel adetlerini, geleneklerini çağın şartlarıyla da bezeyerek ama dejenere etmeden günümüze taşımasını bilmiştir.

Hemen her köy, yılın bir gününde hayır yapar. Hayvanlar kesilir, evlerden toplanan malzemeyle çorba kaynatılır. Pilav, helva pişirilir. Kuran okunup dualar yapılır. Civar köyler, ilçeler bu ziyafete davetlidir. Misafirler ağaç gölgesinde, yörük kilimlerinde ağırlanır. Ziyafetten sonra, uzun yıllar görmediğiniz eş dostla görüşürsünüz. O güne kadar görmediğiniz insanlarla tanışır, “Niye daha önceleri tanışmadık” diye hayıflanırsınız. Köylü, şehirli, zengin, fakir, alevi, sünni herkes o hayırda birdir, eşittir.

Davullu, zurnalı, kınalı, sepili düğünler bir başka alemdir.

Bir aşireti dünya devleti yapan dayanışmanın, cömertliğin, kardeşliğin dayanılmaz lezzetini tadarsınız o düğünlerde. Hele o mevlitten sonra yediğiniz, evde yapılmış ekmeğin üzerinde et suyu, sos ve tiftilmiş dana etinden mürekkep, “kapamanın” tadına doyum olmaz.

Davul zurna eşliğinde, Kızılçukur efesinin toprağa diz vuruşuyla göğüs kafesinizin şiştiğini hissedersiniz.

Bigadiç’e Özgü Değerler

1.Dondurmacı Kemalı
2.Yağcıbedir Kilimleri
3.Güveç
4.Bor
5.Kapama
6.Höşmerim
7.Helva
8.Bigadiç Kalesi
9.Aşağı Yoldan Türküsü
10.Ulus Dağı
11.Köy Ekmeği
12.Yörücekler Barajı
13.Barak Dede türbesi
14.Jeotermal Enerji
15.Termal Turizm

Ulaşım

* Bigadiç-Sındırgı : 24 km
* Bigadiç-Balıkesir : 36 km
* Bigadiç-Susurluk : 80 km
* Bigadiç-Bandırma : 125 km

ALAÇATI MİMAS OTEL

Leave a comment

MİMAS” Yunan mitolojisinde rüzgar Tanrı’sı anlamındadır. Otelimiz 2004 yılında işletmeye açılmış, yerel dekorasyon konsepti ön planda tutularak dekore edilmiştir. Alaçatı’da doyasıya özgürlüğün ve rüzgarla dansın yorgunluğunu atacağınız, sıcacık, huzur dolu bir ortamın keyfini çıkaracağınız otantik bir mekandır.
“MİMAS OTEL” eski yapısı bozulmadan muhafaza edilmiş, şehir merkezinde kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir mevkidedir. Otopark sıkıntısı yoktur. Teras cafemiz, sürekli sıcak suyumuz ve her odamızda klimamız mevcuttur.
Sıcak bir ortamda, rahat, temiz ve doğal ürünlerden hazırlanmış bir kahvaltıda buluşmak ümidiyle sizleri bekliyoruz.

Odalarımız Ücretlendirme
Standart (2 kişilik) 180 TL
Suit 210 TL
3 Kişilik 210 TL
4 Kişilik 240 TL

Çocuk indirim oranı %50Ücretsiz : 0-6 yaşÜcretsiz : 6-12 yaş1 Temmuz 2009 – 31 Ağustos 2009 tarihleri arasında geçerli olan KDV dahil oda fiyatlarıdır.

İLETİŞİM BİLGİLERİ
Tokluoğlu Mh. Cumhuriyet Cd. No: 20Tel: +90 232 716 6336Alaçatı / Çeşme / İzmir / TÜRKİYE

GÖKÇEADA KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI

Leave a comment

Gökçetepe Höyüğü
Yeni Bademli Höyüğü
Eski A215Bademli Köyü Kentsel Sit
Dere Köy Kentsel Sit
Gökçeada Merkez Kentsel Sit
Kaleköy Kentsel Sit
Tepe Köy Kentsel Sit
Zeytinli Köyü Kentsel Sit
Eski Bademli Köy Kilisesi
Kaleköy Kilisesi
Kuru Limanı
Merkez Camii
Merkez Metropolitane Binası ve Kilisesi
Pirgoz Manastırı
Tepeköy Kilisesi
Zeytinli Köy Kilisesi
Gökçeada Doğal Sit Alanı
Aya Eleni Manastırı
Hanife Kadın Çamaşırhanesi
Yeldeğirmenleri

Bodrum Tarihi

Leave a comment


Bodrum ülkemizin çok güzel ve turistik bir ilçesi olarak bilinmektedir.Bölge sadece turistik bölge değil aynı zamanda büyük
bir tarihe sahiptir.Bu bölge ilk yerleşimden günümüze kadar bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.Bölgenin bu kadar çok
ilgi gören bir yerleşim bölgesi olmasının en büyük nedenleri iklimi bölgedenin doğal güzelliği ve bölgedeki su kaynaklarıdır.

Bölgenin eski adı Halikarnassos’dır. M.Ö yaklaşık olarak 484 yılında doğan ve büyük tarihçi olarak bilinen Herodot’un yaşadığı
şehirdir ve Herodot bölge için Karya ve Legler ile birlikte ilk yerleşim birimi olarak gösterilmektedir.

Bölge zamanın güçlü ülkelerindne olan Dorlar’a da ev sahipliği yapmıştır.Dorlar zamanındada bölgenin adı Halikarnassos olarak
bilinmektedir.

Bölge Dorlar’dan sonra Perslerede ev sahiliği yapmıştır.

Bodrum en parlak dönemini millattan önce 300’lü yıllarda yaşamıştır.

Bodrum tarihte bir çok devletin himayesi altına girmiştir.Bölge M.Ö 190 yıllarında Romalılar’ın eline geçmiş fakat zamanın
koşulları nedeniye fazla bir gelişme gösterememiştir. M.S ise Bizansların eline geçmiş ve 11. yüzyılda ise Türkler’in eline
geçmiştir.

Bodrum ait olduğu önemi anca 1960’lı yıllarda kazanmıştır.Daha önceki tarihlerde bölge bir balıkçı kasabası olarak görülüyordu.
Daha sonra 1970’lerde bölge 1. Turistik Bölge olarak ilan edildi ve hızla gelişmeye başladı.

Uludağ Madensuyu

Leave a comment

Bursa’ya 30 km. uzaklıkta Gönderet Köyü’ndedir. Su sıcaklığı :16°C dir.Nilüfer Deresi yamacında bir kaya çatlağından çıkar . Eski yıllarda, Bursalılar bu suyu şişeler içinde getirip içerlermiş. 1924 yılında kaynağında yapılan bir tesisten sonra ismi Keşişdağı Suyu olmuş. Daha sonra 1940 ylında tesis yenilenmiş ve bu kez de, “Uludağ Madensuyu” ismiyle pazarlanmış. Tanınmış bir madensuyudur.İçimi hoştur. Mide şişkinliğine, hazımsızlığa, böbrek taşlarının düşürülmesinde faydalı bir şifalı sudur

İzmir Tunç Çağı(M.Ö.3000-1050 arası)

Leave a comment


Son zamanlarda İzmir’de yapılan kazılarda ortaya çıkan buluntular şehri M.Ö. 3000 yıllarına kadar götürmüştür. AMa şehrin tarihinin M.Ö. 3000den daha gerisine gittiğini düşünenler var. Bu kazılarla ortaya çıkanlara göre İzmir’in ilk yerleşimleri, denizden 3-5 m yukarıda kayalar üzerine yerleşmiştir. Eski Tunç çağı dönemine ait, çanak çömlek kültürü Troya ile benzerlik göstermektedir. İlk yerlerşim tabakasında Tunç çağı dönemi bulunuyor. Keramik eserleri
Troya II kentinin sanatsal olarak ortalama aynıdır. 3. dönem Troya ve hitit dönemi ile çağdaştır. Bölgede bulunan bir vazo Beyce Sultan kazılarında bulunan kaplarla aynıdır. Troya VI kap kaçağı ile de kap biçimi olarak benziyor. Troya VI’da gün ışığına çıkan `Minyas’ tipi vazolar Bayraklı’da ortaya çıkarılmış. bundan başka 4-5 Myken seramik parçası bulunmuş. Bölgede yeterince kazı yapılamadığından evler hakkında geniş bilgi bulunamamıştır. Özeliklede yerli halkın o dönem konuştuğu dil hakkında bilgi bulunamamış. Ticaret kolonilerinin varlığı ile ilgili bazı ip uçları var.

Idryos

Leave a comment


Kemer’in ne kadar turistik bir şehir olduğunu ve bu turistik özelliğini sadece güzel plajlarından almadığını söylemiştik.Kemer turistik özelliğini tarihten ve tarihten günümüze kadar ulaşan eserlerden almıştır.Bu eserleri görmek için gelen bir çok turist vardır.

Ayrıca Kemer’in en çok ziyaret edilen tarihi yapıları ise antik kentleridir.Bölgede bir çok antik kent bulunmaktadır.Bu antik kentlerin sebebi ise bölgede yaşamın antik çağlara dayanmasıdır.

Şimdi size o antik kentlerden olan Idryos’u anlatacağım.

Idryos’ zamanında oldukça güçlü bir ülke olan ve ayrıca ilk parayı bastırarak ekonomik açıdan oldukça zengin olan Lidya’nın bir şehri ve aynı zamanda Kemer’in antik ismidir.

Idryos Kemer yerleşim alanının güneybatısında yer almaktadır.Burada bir çok tarihi yapı bulunmaktadır.

Bölgede muhteşem görüntüye sahip eski dönemlerden kalma bir Kilise bulunmaktadır.Bu kilisede mozaik süslemeleride bulunmaktadır.Yabancı turistler bu kiliseyi oldukça fazla ziyaret ederler.

Ayrıca bölgede etrafı duvaralrla örülmüş olan bir gözetleme yeri bulunmaktadır.Bu gözetleme yerinde güney bölgesinde iki kuzey bölgesinde bir kule bulunmaktadır.

Older Entries