O EV BUTİK OTEL

Leave a comment

O Ev, Alaçatı’da 2nci derece sit alanında Yüksek Mimar Orhan Ölçer tarafından restore edilmiş ve 1876 yılından günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış eski bir tüccar evidir. Satın alındığı zaman son derece harap durumda olan bina, 4 sene süren ve aslına mümkün olduğunca sadık kalınarak yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda önce kafe-restoran olarak daha sonra da yandaki eski ekmek fırını ile metruk haldeki marangozhanenin de alınmasıyla butik otel olarak hizmete girmiştir. Aynı zamanda buranın sahibesi olan Emel Aliberti tarafından modern ve sade hatlara sadık kalınarak Türk el işleri, Cote d’Azur ve İsveç stilleri ağırlıklı olmak üzere farklı kültürlerin stillerini yansıtıacak şekilde yapılmıştır.
ODA ÖZELLİKLERİ:
Klima
Şömine
Uydu Tv
Mini bar
Kasa
Banyo-Wc
Telefon ve İnternet

İLETİŞİM:
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Cadddesi
No:76/A Alaçatı – Çeşme / Izmir

Tel : +90 (232) 716 61 50 – 51
Faks : +90 (232) 716 61 52
E-Posta : info@0-ev.com
Web : http://www.o-ev.com

Advertisements

İstanbul'da Ramazan 2009

Leave a comment

AA muhabirlerinin derlediği bilgilere göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ramazan ayı süresince Eminönü, Avcılar, Bakırköy, Kadıköy, Beşiktaş, Şişli, Şirinevler, Büyükçekmece, Aksaray ve Taksim meydanlarında vatandaşlara iftar paketi dağıtımı yapacak.

İftar paketleri, hijyenik ortamda ambalajlı olacak ve menü etli yemek, pilav, ekmek, meyve suyu, hurma, zeytin, peynir ve reçelden oluşacak.

Belediye, ayrıca ”Eyüp Sultan Adak Kurban Kesim Merkezi” aracılığıyla il genelindeki tüm hayır kurum ve kuruluşlarına ihtiyaçları kadar et dağıtımı yapacak.

-”SULTANAHMET’TE RAMAZANA MERHABA”-

Ramazan ayı ve şenliklerin vazgeçilmez mekanı Sultanahmet’te, 30 günde 361 etkinlik gerçekleştirilecek.

Sultanahmet’te, tarihi dokuyla uyumlu olarak tasarlanan 100 adet stant ve yaklaşık 600 kişilik amfitiyatro kurulacak. Gösterilerin ilk 20 günü akşam namazından sonra son 10 günü ise yatsı namazından sonra gerçekleştirilecek.

Ayasofya’nın önüne kurulacak ana sahnede ise ramazanın ilk ve son günü ile Zafer Bayramı’nda 10 bin kişilik konserler düzenlenecek. İlk gün, Türk Sanat Müziği sanatçısı Ahmet Özhan, Zafer Bayramı’nda ünlü piyanist Tuluyhan Uğurlu, Dünya Kur’an okuma şampiyonu Mehmet Özcan Güneşdoğdu ve Fatih Belediyesi Mehter Takımı konser verecek.

Kadir Gecesi, Mısır’dan gelen Ahmet Mustafa Kamil önderliğindeki ”Eddep” grubu, Kur’an tilaveti sunacak. Ramazan şenliklerin kapanışı ”40 Ney 1 Nefes” konseriyle yapılacak.

Kurulacak küçük atölyelerde ebru ve hat sanatları, Almanca, İngilizce ve Fransızca olarak turistlere tanıtılacak. Meydana bağlanacak ”wi-fi” internet ağıyla vatandaşlara ücretsiz hizmet verilecek.

-BEYOĞLU’NDA RAMAZAN-

Beyoğlu Belediyesi, ramazan ayında Hasköy’deki eski Galata Köprüsü’nde, Kasımpaşa’da ve Taksim Gezi Parkı’nda 7 bin 500 kişiye iftar yemeği verecek.

Belediye, ayrıca ihtiyaç sahibi 2 bin kişiye her gün yemek yardımı yapacak. Belediyenin Dolapdere ve Tophane semt konakları ile gezici aşevi ile dağıtım gerçekleştirilecek.

Beyoğlu Belediyesi’nin ramazan şenlikleri, Taksim Gezi Parkı’nda ve Hasköy’deki eski Galata Köprüsü’nde yapılacak. Her iki yerde kurulacak olan sahne ve ışık sistemleriyle ramazan şenlikleri, modern bir ortamda ve birbirinden değerli sanatçıların programlarıyla sürecek.

Hacivat-Karagöz ve kukla gösterileri ile 7’den 70’e herkes gülecek. Palyaçolar çocukları eğlendirirken, skeçlerle büyükler ramazan gecesinin eğlencesini yaşayacak. Çeşitli konserlerin yanı sıra Kadir Gecesi’nde ilahi korosu sahne alacak. İllüzyonistler her zamanki gibi izleyenleri şaşırtacak, akrobatlar heyecanlandıracak, sema gösterileri ise ramazan gecelerine ayrı bir güzellik katacak.

-EYÜP’TE TARİHİ OSMANLI MAHALLESİ-

Eyüp Belediyesi’nce, ramazan ayında Feshane karşısına ”Tarihi Osmanlı Mahallesi” kurulacak.

”11 Ayın Sultanı Ramazan”ı karşılamaya hazırlanan Eyüp’te, ay boyunca her mahallede iftar yemeği verilecek ve özel programlar düzenlenecek.

Eyüp Belediyesi, bu yıl ilk kez ilçedeki bütün mahallelerde ayrı ayrı toplu iftar yemekleri düzenleyecek.

İftar yemeklerinin ardından düzenlenecek programlarda, tasavvuf müziği konserleri, semazen gösterileri, Karagöz-Hacivat ve ortaoyunu yer alacak.

Ramazanda, Eyüp Sultan Meydanı’nda toplanan binlerce kişi, oruçlarını bu yıl çadır yerine Eyüp Sultan Meydanı’ndaki Tarihi Cülus Yolu’nda açacak. Eyüp Sultan Camisi’nin yanında, Osmanlı İmparatorluğu’nda padişahların kılıç kuşanma merasimlerinin yapıldığı, uzak seferlere çıkılmadan önce törenlerin düzenlediği bu tarihi mekanda kurulacak özel masalarda toplu iftar yemekleri yenilecek.

Ramazan ayında tarihi Feshane binası içinde de her gün ayrı programlar, iftar yemekleri düzenlenecek. Eyüp Belediyesi’nin kuracağı kitap çadırında, dini, tarihi kitap ve hediyelik eşya stantları yer alacak.

Eyüp Belediyesi, bu yıl vatandaşların ilgisini çekecek bir uygulamaya imza atarak, Feshane’nin karşısındaki caddeye Tarihi Osmanlı Mahallesi’ni kuracak.

Eyüp’e gelenler, iftar yemeklerini otantik minik ramazan evlerinde yiyerek, renkli etkinliklere tanıklık edecek. 5 dakikalık tarihi yolu yürüyenler, Eyüp Sultan’a ulaşıp ibadetlerini yapabilecek.

-ŞİŞLİ’DE 5 BİN KİŞİLİK İFTAR ÇADIRI-

Şişli Belediyesi, Mecidiyeköy ve Ayazağa’da kurulacak olan çadırlarda, ramazan ayı boyunca toplam 5 bin kişiye iftar yemeği verecek.

İftar masraflarını her gün bir iş adamı ya da bölgedeki hayırsever vatandaşlar karşılayacak.

Şişli Belediyesi her akşam, ilçenin gelir düzeyi düşük mahallelerine ve okul yurtlarına kumanya ile erzak dağıtacak.

Mecidiyeköy’e kurulacak olan iftar çadırı, her gün fasıl eşliğinde ünlü sanatçıları da ağırlayacak.

-GAZİOSMANPAŞA’DA SOKAK İFTARI-

Gaziosmanpaşa Belediyesi, bu yıl ikinci kez sokak iftarı düzenleyecek. Belediyenin 10 ayrı mahallede düzenleyeceği sokak iftarlarından yaklaşık 25 bin kişi yararlanabilecek.

İftar sofraları Küçükköy Şehit Mustafa Gümüş Parkı’nda başlayacak ve 5 Eylülde Bağlarbaşı Mahallesi Bağlarbaşı Caddesi’nde sona erecek. İftar öncesinde sunulacak sema gösterisinin ardından tasavvuf müziği dinletisi yapılacak, Gaziosmanpaşa Belediyesi Mehteran Takımı konser verecek.

Toplu iftar yemeklerini ardından Çocuk Tiyatrosu, Karagöz-Hacivat, kukla gösterileri ve ortaoyunu sahnelenecek.

Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin ramazan aylarında bir geleneği haline gelen ”Kadın Sohbet Programları”, bu yıl da yine birbirinden değerli isimleri Gaziosmanpaşalı kadınlarla buluşturacak.

Gaziosmanpaşa Belediyesi Teravih Sonrası Programları ile vatandaşların bilgilenmeleri ve eğlenmeleri için çeşitli etkinlikler düzenleyecek. Bu etkinlikler, sohbet, şiir dinletileri ve çeşitli konserlerden oluşacak.

-BAYRAMPAŞA’DA RAMAZAN-

Bayrampaşa Belediyesi’nin iftar programları bu yıl da kapatılan Bayrampaşa Cezaevi’nde gerçekleştirilecek. ”Bereket Konvoyu”, 5’inci yılında ”Mostar’dan Mostar’a Balkanlar’da Ramazan” sloganıyla Balkanlar yolculuğuna çıkacak.

Kültür ve sanat etkinliklerinin de olacağı, iftar sofralarının kurulacağı, çocuklar için özel eğlencelerin düzenleneceği ve yöresel gecelerin gerçekleşeceği 2 bin kişilik dev çadırda, ramazanın ilk günü sanatçı Uğur Işılak, vereceği konserle Bayrampaşalılarla beraber olacak.

Eski Bayrampaşa Cezaevi’ndeki ”Ramazan Meydanı”nda, Türkiye’nin en büyük lunaparkı kurulacak.

Bayrampaşa Belediyesi, ramazan ayı boyunca toplam 11 mahallede 11 program düzenleyecek. Davul ve manilerle, geçmiş ramazan günleri, artık unutulmaya yüz tutmuş komşuluk ilişkileri ve esnaf birliktelikleri tüm canlılığıyla tekrar yaşanmaya başlanacak.

-SARIYER’DE RAMAZAN-

Sarıyer Belediyesi tarafından ramazan ayı süresince günde 2 bin 500 kişiye iftar yemeği, 5 bin kişiye de erzak kolisi verilecek.

Şenliklerde ise Emre Altuğ, Volkan Konak, Songül Karlı gibi ünlü sanatçılar sahne alacak. Şenlik etkinlikleri kapsamında, Türk sinemasının son dönem filmlerinden ”Beyaz Melek”, ”Devrim Arabaları”, ”Gelibolu”, ”Girdap”, ”Takva”, ”Eve Giden Yol”, ”Güneşi Gördüm” ve ”Deli Deli Olma” gösterilecek.

Şenlikte, ayrıca tiyatro, fasıl grupları, mehter takımı, palyaço, çiftetelli ekibi, Hacivat-Karagöz, halk oyunları, kukla, sihirbaz, ateşbaz gösterileri ile yarışmalar ve ramazan sohbetleri yer alacak.

-SULTANGAZİ, BAĞCILAR VE KÜÇÜKÇEKMECE BELEDİYELERİ-

Sultangazi ilçesinde de 8 ayrı noktada ”çorba çeşmeleri” kurulacak. 50. Yıl Mahallesi’nde 6 bin 500 metre karelik alana kurulacak çadırdaki iftar yemeğine yetişemeyen vatandaşlar, iftarlarını ”çorba çeşmeleri”nde açabilecek. Her noktada 1000 kişilik çorba dağıtılacak.

Yine belediyeye ait aşevi, evinden çıkamayan fakir vatandaşların evlerine yemek götürecek ve kumanya dağıtımı yapılacak.

Bağcılar Belediyesi, kuracağı iftar çadırında her gün 2 bin 500 kişiye iftar yemeği verecek. İftar menüsü, hayırsever vatandaşlar tarafından karşılanacak.

Ramazan etkinlikleri, 24 bin metre karelik alan üzerinde gerçekleştirilecek ve 1250 metrekarelik kapalı alan olacak. Açık alanda ise kafeterya, kitap farı, otopark, 40 adet stant ve lunapark yer alacak. İftar programının ardından çadırda sosyal ve kültürel etkinlikler yapılacak. Alanlarında uzman bilim adamları, yazarlar, siyasetçiler çadır programlarına katılarak, gündemdeki konulara ilişkin sunumlar yapacak. Yine her akşam, tanınan sanatçılar konser verecek.

Küçükçekmece Belediyesi, Küçükçekmece Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından ramazan ayında yardıma muhtaç 300 aileye sahur ve iftarda sıcak yemek dağıtılacak.

Küçükçekmece Belediyesi’nce hizmetine sunulan ”Yaşam Sevinci Merkezi”, yardıma muhtaç kişilere gıda yardımının yanı sıra, giyim, eğitim ve ev eşyası yardımında bulunacak.

-ÜSKÜDAR’DA RAMAZAN-

İstanbul’un Anadoyu Yakası’ndaki ilçelerin belediyelerinden Üsküdar Belediyesi, iftar geleneğini Üsküdar İskelesi ve ilçenin çeşitli mahallelerine kuracağı iftar çadırında sürdürecek.

Üsküdar sahilindeki ”Ramazan Sofrası”nın yanı sıra Harem Otogarı, Üsküdar Belediyesi Yemekhanesi, Bahçelievler ve Yavuztürk Mahalleleri ile Altunizade İETT Aktarma İstasyonu olmak üzere her gün 6 farklı noktada, toplam 20 bin kişiye iftar yemeği verilecek.

Üsküdar Belediyesi, ayrıca ilçede yaptığı yardımların dışında Ukrayna Kırım’da her gün ortalama 300 Tatar Türkü’ne de sıcak yemek yardımı yapacak. Bu yıl ilk kez ”Ramazan Şenlikleri”, Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

”Ramazanda Çocuk” temasının ağırlıklı olarak işleneceği etkinliklerde, ramazan ayı süresince her gün çocuklar için eğlence düzenlenecek.

Etkinliklerde, ayrıca mehteran gösterileri, İstanbul sazendeleri, stand-up ve sinema filmi gösterimleri, tiyatral konserler, tasavvuf musikisi, şiir programları, çocuk tiyatrosu gibi etkinlikler ve ağırlıklı olarak Üsküdar’da eski ramazanların konuşulacağı konuk sohbetleri yer alacak.

-RAMAZAN ÜMRANİYE’DE BİR BAŞKA YAŞANACAK-

Ümraniye Belediyesi, hazırladığı birbirinden güzel etkinliklerle Ümraniyeliler’e unutulmaz bir ramazan daha yaşatacak. Ramazan ayı programında konserler, sahne gösterileri, tiyatro oyunlar, sohbetler ve birçok sürpriz etkinlik olacak.

Belediye tarafından geleneksel Türk mimarisine uygun tarzda hazırlanan ahşap evde gerçekleştirilecek etkinlerin bu yılki yeniliği ise çeşitli yörelere ait etkinliklerin yer alacağı hemşehri geceleri olacak.

Ümraniye’de faaliyet gösteren derneklerce, Anadolu’nun farklı yörelerine ait kültürler, ramazan gecelerinde sergilenecek. Her yörenin kendine has kültürel motiflerini taşıyan etkinlikler kapsamında Şile-Ağva, Ordu, Sivas, Rumeli, Çorum, Artvin, Van, Bolu, Yozgat, Rize, Çemişgezek, Erzurum, Erzincan, Giresun, Kastamonu ve Çankırı dernekleri geceler düzenleyecek.

Ramazan etkinliklerinin vazgeçilmezleri olan orta oyunu ve meddah gösterileri, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ümraniye’deki ramazan etkinliklerinin konuğu olacak. Bununla birlikte gölge, kukla, tiyatro oyunları, çeşitli sürpriz sahne gösterileri ile şiir dinletileri, her akşam iftar sonrasında Ümraniyelilerin ilgisine sunulacak.

Ümraniye Belediyesi, ramazan etkinlikleri kapsamında ayrıca ünlü yazar ve hatipleri ilçede ağırlayacak. Ömer Döngeloğlu, Prof. Dr. Vecdi Akyüz, Mustafa Karataş, Dursun Ali Erzincanlı, Mehmet Talu, Yavuz Bahadıroğlu, Nihat Hatipoğlu, Vehbi Vakkasoğlu ve Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, sohbet ve görüşleriyle Ümraniyelilere hitap edecek.

-MALTEPE, PENDİK, TUZLA VE BEYKOZ’DA RAMAZAN-

Maltepe Belediyesi, bu yıl çadır kurmayacak. Onun yerine bazı mahallelerdeki lokantalarda ve camilerde iftar yemeği verecek.

Vatandaşların bu yıl daha sağlıklı ve hijyen şartlarda bir iftar geçirebilmesini sağlayacak Maltepe Belediyesi, ayrıca ihtiyaç sahibi ailelere erzak dağıtımı yapacak.

Bu yıl ramazan etkinliklerine daha çok önem veren belediye, bu yıl bir ilki gerçekleştirerek daha önceki yıllarda belediye binasının karşısındaki çadır kurulan alana, iftar çadırı yerine otantik Osmanlı evleri kuracak.

Etkinlik alanında konserler, Hacivat–Karagöz gibi kukla oyunları ve çeşitli animasyon gösterileri gerçekleştirecek. Ayrıca çocukların eğlenmesi için bir de lunapark kurulacak.

Pendik Belediyesi, bu yıl ramazan ayını sahilde bulunan etkinlik çadırında karşılayacak. İftar çadırında, günde 2 bin kişiye iftar yemeği vermeyi hedefleyen belediyenin menüsünde ana yemek, pilav, tatlı ve ayran olacak. Organizasyondaki tüm giderler hayırsever vatandaşlar tarafından üstlenilecek.

Beykoz Belediyesi, bu yıl iftar çadırı kurmayacak. Onun yerine her akşam bir mahallede 400 kişiye sıcak yemek dağıtımı yapacak. Belediye, ayrıca 5 bin ihtiyaç sahibine de erzak dağıtacak.

Beykoz’da her akşam belediyeye ait bir araç ”ramazan turu” gerçekleştirecek. İftar öncesinde bir ilahiyatçı eşliğinde ramazanın önemine dair sohbet etkinliği düzenlenecek. İftar sonrasında da yine her akşam bir mahallede sinema gösterimi, ortaoyunu ve fasıl gösterileri yapılacak.

Tuzla Belediyesi, bu yıl ramazan ayında 4 ayrı noktada ortalama 100’er kişi kapasiteli iftar çadırı kuracak. Bu yıl ramazan ayı boyunca Tuzla’da Şifa Mahallesi’nin girişine, Evliya Çelebi Mahallesi’ne, Aydınlı Mahallesi’ne ve Orhanlı’da Mescit Mahallesi’ne iftar çadırı kurulacak.

Günde ortalama 3-4 bin kişiye iftar yemeği vermeyi planlayan Tuzla Belediyesi, ayrıca ramazan ayı boyunca 5 bin aileye gıda yardımı yapacak.

Tuzla Belediyesi, ay boyunca Sahil Tören Alanı’nda 2 dev otağ çadırı ile sanat çadırı kuracak. Sanat çadırında tiyatro, ortaoyunu, sergi, ramazan sohbetleri ve sinema gösterileri gerçekleştirecek.

Gap turu

Leave a comment

Yolculuğumuz gece başladı. Ankara, Pozantı üzerinden gidiyoruz. Toros Dağları dört bir yanımız kapladı. Bolkar dağlarından beslenen Çifte han kaplıcalarının dağın eteklerinde yapılanmış tesislerinde konakladık. Şeker pınar kaynak sularını geçerek Pozantı’ ya yol alıyoruz. Tekir yaylasında temiz oksijeni bol hava ciğerlerimizi bayram ettirdi. Deniz seviyesinden 2.100-2900 metre yükseklikteki çam ağaçları kaplı tepelerden geçiyoruz. Hava çok sıcak değil yağmur çiseliyor. Gülek boğazını geçip Tarsus’ a vardık. Artık insanoğlunun tarihinin yazıldığı ilk yerleşim yerlerindeyiz. Tarsus Hıristiyan aleminin en önemli yerlerinden biridir. Aziz Jean Poll burada doğmuştur. Tarsus’ta şelalenin serinliğinde kiremitte alabalık yedik, tadına doyamadık. Cleopatra kapısı ve Eshab-ı Kefh (mağara arkadaşları) gezilerini yaptık. Kraldan kaçan 7 arkadaş ve yol göstericinin sığındığı mağarada 309 yıl uyuduktan sonra mağaradan çıkıp ekmek almak isteyince verdiği paranın geçerli olmadığını görüp tanrıya yalvarıp bizi bu kadar yıl uyuttun bundan sonra da insanlarla karşılaştırma diyorlar ve tanrı tarafından yukarı alındıkları söylenir. Dağın eteğinde yer alan ilginç mağarayı gezdik. Gezimizin ilk günü çok yorulmuştuk. Mersin’deki otelimize doğru yol aldık.

Mersin çok bakımlı temiz bir şehir. Türkiye’nin geliri fazla gideri az olan sayılı şehirlerinden birisi. Kahvaltıdan sonra heyecanla yola koyulduk Erdemli kasabasında bir tarafı dağın eteklerinde kalmış tarihi yıkıntılar bir tarafta deniz alabildiğine uzanıyordu. Astım mağarasına gittik. sarkıt ve dikitlerin cilveleştiği bazı yerde kavuşup öpüştüğü çok ilginç oluşumları hayranlıkla izledik. Çok zor nefes alıyorduk her halde astımlı olmadığımızdan .

Silifke de Cennet ve cehennem obruklarına (yer altı mağarasının üstü ağır basınca çökmesinden oluşan çukurlar) vardık. Cehennem 128 metre derinlikte sarp kayaların çevrelediği korkunç çukur. aşağı inmemize izin verilmedi. ancak dağcı olmak gerekliymiş. Eğer cehennem böyleyse vay halimize diye iç çektik. Cennet 423 basamaktan oluşan yeşillikler içinde bir mağara zorlu bir iniş yolculuğu başladı. Zemin çok kaygan düşe kalka İnmeye başladık. Yarı yolda belki de dünyanın ilk kilisesi bizi karşıladı. Görüntü harikaydı. Yıllara inat hala ayaktaydı. Ve nihayet zemine vardık. Yer altında geçen akar suyunu görmeden gürültüsünü duyup serinliğini hissettik. (Yunan mitolojisinde iyi olan insanları ölünce bu çukura atarlarmış. Kötü kalpli insanlarıysa Cehenneme) Çıkış daha bir zordu. Nefes nefese çıktık. Kısaca Cennet müthiş güzeldi.Umalım gideceğimiz yer olur. Çıkışta bizi buz gibi Silifke ayranı sunan garsonlar karşıladı. Kız Kalesine uğramadan olur mu hiç.Kızını koruyan kralın deniz ortasında yaptırdığı ve mezarı olan ilginç kalenin resimlerini çektik.

Adana’ ya vardık. Sivas’ın Kangal ilçesinden doğan Seyhan Nehrinin yanında bir lokantada karnımızı doyurduk. Elbette ki kebap yedik. Başka seçeneğimiz yoktu. 32 metre yükseklikteki Saat Kulesini gördük. Ulu cami muhteşem minaresiyle karşıladı bizi. 1541 yılında Ramazan oğulları tarafından inşa ettirilen 26 kubbeli bir cami. Çok yorulmuştuk ve otelimize geldik.

Sabahın altısında kalkıp Antakya’ya doğru yolculuğumuz başlayacaktı dünkü yorgunluğumuzdan eser yoktu. İlk istikamet İskenderun. Yolumuz uzak ve şartlarımız çetindi. Çukurova uçsuz bucaksız bize eşlik ediyordu. Zümrüt renkli Seyhan nehrini geride bıraktık ve İskenderun körfezini geçerek yolumuza devam ettik. Sağımızda Akdeniz solumuzda Amanos Dağları yol alıyoruz. İskenderun geride kaldı Antakya’ya yola devam ediyoruz. Meşhur Ormancı türküsünün çıktığı Belen ilçesini geçtik dilimizde türkü. Bir zamanların ünlü Soğuk oluk’u dağın zirvesinde karşımızda duruyordu. Yalnız o eski göreviyle değil zenginlerin yerleşim alanı olarak. Deniz seviyesinden 740 metre yükseklikteki Belen geçidini geçtik. Kulaklarımız tıkandı. Amik ovası ayaklarımızın altında deniz misali yayılıyordu. Püfür püfür esen rüzgarla serinlemek için kısa bir süre mola verdik. Tarihte en kısa süreli devlet olan Antakya’ya varıyoruz nihayet. 1938 yılında sınırlarımıza katılan dağın eteğinde kurulan ST PAERRE kilisesini geziyoruz. İsa peygamberin dünyadan ayrılmasından sonra kurulan beş kiliseden birisidir. (İstanbul-İskenderiye-Antakya ve Kudüs) Harap bir kilise sadece ST PAERRE’nin kürsüsü ve İsa peygamberin büstü bulunmaktadır. Freskler rutubetli ortam olduğu için tamamen kaybolmuş. İlk Katolik kilisesi olarak bilinmektedir. Katolikler için Hac kilisesidir. Tıpkı bizim Kabe’miz gibi. Harbiye’ye gidip acıkan karnımızı özel soslu ızgara tavukla doyurduk, yorulan bacaklarımızı dinlendirdik. Birazda alış veriş tabi ki .Yemekten sonra Antakya mozaik müzesini gezdik. Bu müze şu anda dünyada 2.büyük müze.1.müze Mısır’dadır. İlk girişte Antakya lahdi karşılıyor mermer lahit görülmeye değer. Bu lahitten iki kadın bir erkek ceset çıkmış ve iskeletleri sergilenmektedir. Kadınların mücevherleri çok ince zevkin ürünü. Bu şahane mozaiklerin görüntüsünü almak mümkün olmadı maalesef. Kameramın olmadığına çok üzüldüm. Apollo’ dan Herkül’ e Herakles’ ten Afrodit’e kadar sayısız heykel ve mozaik gözlerimize tek manzara. Pamuk tarlalarını seyrederek Kilis’e yol alıyoruz. Kiliste kaçakçılar çarşısını gezdik eski şaşaalı hali yoktu ama alış veriş yapmadan da yapamadık.

Gaziantep’ e doğru yola çıktık ve bir saat sonra otelimizdeydik Çok yorulmuştuk ve yarın için enerji toplamamız gerekiyordu.şimdi dinlenme vaktiydi. Sabah erkenden yola koyulduk (Zeugma ve Samsat Fırat ve Dicle nehirlerinde bulunan tek geçit olduğundan tüm insanlık için çok önemli.Samsat hiç kazı yapılmadan Atatürk barajı altında kalmıştır acı bir kayıptır insan oğlu için.Şu an için Zeugma’ nın sular altında kalma tehlikesi yok) Gaziantep arkeoloji müzesini gezdik.Burada Zeugma’ dan kurtarılan anlatılamayacak güzellikteki mozaikler sergileniyor.Tablo gibi bu mozaikler adeta tablo gibiydi.Hele o çingene kıza hayran kaldım.Ne taraftan bakarsanız bakın gözleri sizi takip ediyordu.M.Ö 1.yıldan kalma eserler anlatılamaz ancak görülür.Gaziantep sedef kakma atölyelerini gezdik sedef kakma sanatı Osmanlıdan beri süre gelen çok emek isteyen meşakkatli bir sanat.atölyede yapım ustalarını seyrettik hayran kaldık.Gaziantep’ e gelip baklava yemeden olur mu hiç bir de fıstık almadan.Çarşıyı tam manasıyla didik, didik ettikten sonra Zeugma’ya doğru yola çıktık.Nizip’i geçip vardık.Fırat bir gelin edasıyla süzülerek uzanıyordu önümüzde.Zeugma antik kentinde öyle Efes harabeleri’ nde ki gibi tarihi kucaklayacak eserler görünürde yok.Hem kötü niyetli insanlardan hem de doğal felaketlerden korumak için killi toprak altına saklanmış arkeologlar tarafından.Fırat bir harika görmeye değer.Zeugma höyüğünün üstüne kurulmuş olan Türk köyü Belkıs ne yazık ki sular altında aynı kaderi paylaşmakta.Hüzünlü bir ayrılışla Birecik’e yol alıyoruz.Nesli tükenmekte olan ve tek eşli Kelaynak kuşlarını görmek için yaşatma ve çoğaltma işleminin yapılan çiftliğe gidiyoruz.Dünyada 66 adet kalan kel kuşlar harika görünüyorlar. Doğduktan bir sene sonra doğal yerleri Nil nehri’ne gidip dört yıl sonra çiftleşmek için dönerlermiş.

Viran şehir-Kızıltepe üzerinden Nusaybin’e varıyoruz.Suriye sınırından geçiyoruz.Harran ovası alabildiğince gözlere tek manzara.Yollar bitmez bizde enerji bitti ve Nusaybin’ de otelimize gidiyoruz.Eyvah unutmuşuz bu gece Sıra gecesi var ve hazırlanmamız gere
kli çok da yorulmuştuk ama kaçırılmaz.Sıra gecesi akşam dokuzda başladı Ergin kardeşler saz ekibi otantik kıyafetleriyle yerlerini aldılar.Gece üçe kadar harika vakit geçirdik.Türkü türkü Türkiye ‘yi dolaştık.Sazlar çalındı türküler eşliğinde halay çekildi.Saz ekibi ayrılana kadar odamıza gidemedik.Canlı bir sıra gecesi ilk defa yaşıyorduk.Seyretmekten daha güzel ve zevkli inanabilirsiniz.Davulcuların düeti görülmeye değerdi.

Gecenin yorgunluğuyla ve mutlu kalktık.Sabah dingin bir hava karşıladı bizi Nusaybin’de kim derdi ki iki sene öncesinde buralardaki insanlar terörden korkulu yaşıyorlardı.Herkesin yüzü güleç etrafı gezdirdiler.Kahvaltıdan sonra Nusaybin’ de şehir turu yaptık.Tarihi İpek yolu üzerinde küçücük bir yerleşim yeri.Kaçakçılar çarşısını gezdik.Suriye Kamışlı sınırından geçiyoruz.Nusaybin’de bir ilk okul gezisi yaptık Teneffüste olan çocuklarla sohbet ettik resim çekildik ve adreslerimiz aldık yazışmak için.Mardin tarihlerin geçtiği önemli bir yerleşim yeri.Mardin kalesini Timurleng gibi bir savaşçı bile fethedememiştir.Süryanilerin merkezi Darülzaferan manastırına vardık.Bizi yetkili kişiler karşıladı.Manastırda 4000 yıl önce yapılan Güneş tapınağı bölümü çok ilginçti. Mardin dağın eteklerine inşa edilmiş çok sıcak olduğu için çatılara karyola koyup yatarlarmış ve akrepten korunmak için ya mavi cibinlik yada karyolanın ayaklarının altına tasla su koyarlarmış.Sokakları labirent gibi.Bu insanlar evlerini nasıl buluyorlar diye merak ettik.Tarihi Mardin evlerini anlatılmaz güzellikteydi.Adeta taşı dantel gibi işlemişlerdi.Zincirice Medresesi ve Ulu Camiyi gezmek için fırsatımız oldu.Tarihi binalar ve güzellikler o kadar çoktu ki birkaç saat değil ancak on gün gerekliydi.Gazi Paşa İlk okulu ve Kız meslek lisesini gezdik. Sanki taşı nakış olup işlemişler. Bu kadar güzel okulları görünce öğrenci olmak geldi içimizden.Çocuklarla resim çekildik adreslerimiz aldık.Eksikleri olup olmadığını, burada mutlu olup olmadıklarını yani her şeyi konuştuk.Hüzünle ayrıldık bu sıcak insanlardan.Karnımız acıktı ve Mardin’in ünlü kaburga pilavını yedik buz gibi ayran da arkadan, dinlenmiştik.

Midyat’ta Telkari gümüş işleme ustalarını gördük ve tabi ki alış veriş.Hasankeyf ‘e varıyoruz.Yol boyunca Midyat dağları bir tarafta bir tarafta da petrol çıkan Raman dağları sarmıştı etrafımızı.Dicle nehri kıvrılarak akıyordu. Halen yaşanan mağaraları gezdik .Valilik tarafından eğitilen ve kokartlı küçük rehberler bize eşlik etti.Her biri cin gibiydiler.Okullarından , ailelerinden ve zorlu yaşamlarından konuştuk.Kaç dil biliyorsunuz diye sorduğumuzda dört dil diye gururla cevap verdiler.(Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce) inanamadık.Taş köprü inanılmaz hala Dicle’nin üzerinde görevini yapıyor.Kale çok güzeldi. Kuş bakışı seyrettik Hasankeyf’i

Batman üzerinden Diyar bakır’ da ki otelimize gidiyoruz.Dinlenip yarın için enerji toplayacağız.Sabah yağmurla uyandık surlarını gezmek için Kahvaltıdan sonra otobüslerimize bindik .Surları gezdik .Siverek üzerinden Urfa’ ya vardık.Harran ovasına doğru gidiyoruz.(Tanrı yer yüzünün yaratılmasını altı günde tamamladı ve yedinci gün tatil yaptı).İlk peygamber Hz.İbrahim Harran’da doğdu.İlk kitap Tevrat Musa peygambere bu topraklarda indi.Dinler merkezi Harran dır.Nehirler arası ülke Anatolya (aşağı ülke)4000 yıllık bir yerleşim yeridir.Tüm dinlerin doğduğu bölge.Bütün dinleri kapsayan ilk medrese Harran da Hz.Ömer tarafından yaptırılmıştır.Burada sadece din dersi değil tıp ve astroloji dersleri de veriliyordu. O günlerde güneş tutulmasını iki saat gecikmeli hesapladıklarını düşünürsek çok da ileri bir teknolojiye sahip olduklarını düşünüyoruz.Harran evleri(karıca evler) koni biçiminde görünürde minicik kulübeler içleri otantik döşenmiş güzel evler kapısı insan boyundan kısa eğilerek içeri girilmesi gerekiyor.Ancak uğursuzluk olmasın diye geri , geri girmemizi söylüyorlar. Koni biçimindeki evler tepeden küçük bir ışık penceresi ve yan cephesinde on santimi geçmeyen iki pencereyle aydınlatılıyor.Yörenin kıyafetlerini giyip resim çektirdik.Hava çok sıcak olduğu için o kalın kıyafetlerin içinde fazla kalamadık.Sin tapınağı dimdik ayaktaydı ve 33 metre yüksekliğinde tepeden bakıyordu bize.Yolumuz Balıklı Göl İstikametimiz Peygamberler kenti Şanlı Urfa.Öğlen olduğu için önce yemek yedik. Kebap yedik ve tatlı olarak da yufkadan yapılan Şıllık tatlısı yedik.hafif ve güzel bir tatlıydı.Ayn-ı Zeliha (Zeliha’ nın gölü) ve Balıklı Göl’ü görmeye değer muhteşemlikteydi.Avlanması yasak şişko balıklar insanları görünce suyun üzerine çıkıp ağızlarını açıp yem bekliyorlar.Bir birlerini kovalıyorlar yemi yakalamak için.Hz.İbrahim peygamberin doğduğuna inanılan mağaraya gittik.Dualar edip huşu içinde ayrıldık.Çarşı Pazar dolaşmadan olmaz elbette.Gece otelimize gidip dinlendik.

Ve nihayet bu gün Nemrut’a çıkacaktık.Öğlen saat birde minibüslere bindik kırk kilometre yolumuz vardı sonra ver elini Nemrut’un zirvesi.Nemrut 1200 metre yükseklikteki bir dağ ve 700 metre dik yokuş yayan devam edilecekti.Güneşin batışını görecektik.Zirvenin soğuk olacağını söyleyen Adıyaman’ lıları iyi ki dinlemişiz.yoksa soğuktan hiçbir şey göremeyecektik.Zirveye varmadan Kahta’yı geçince Karakuş tümülüs’ ünü (kartal başlı anıt mezar) bizi karşıladı.Cendere köprüsü’ nü salınarak geçtik.Ve tırmanma yolumuz başladı.Dik yokuş tırmanmak çok zordu.kimisi eşeklerle çıktı bizse tırmandık zar zor zirveye geldik.Zirvede bizi rüzgar karşıladı giysilerimize sarıldık ve bize bakan heykelleri bir , bir inceledik.İlginç tarihini rehberimiz detaylıca anlattı.50 metre büyüklüğündeki Tanrıları görünce yorgunluk falan kalmadı.Akşam yaklaşmaktaydı Güneş dağların ardına saklanmaya başlamıştı saat 5, 30 da kaybolurken Mehtap kızıldı ve güneş ışınları tanrıların yüzünde dans ediyorlardı yedi renk, renk ışık oyunlarını seyretmek nefes almak kadar güzeldi.çok soğuk ve rüzgarlı olmasından dolayı poşularla örtünmüştük.sadece gözlerimiz açıktaydı onlar da bayram ediyorlardı.Mehtapta Nemrut bir başka güzeldi. Ya doğuşu nasıldı kim bilir yapacak bir şeyimiz yoktu geri dönmemiz gerekiyordu. Bir dahaki sefere doğuşunu seyrederiz umarım. Otelimize döndük gece olmuştu.

Sabah kahvaltıdan sonra Kahramanmaraş’ a hareket ettik. İki saatlik bir yoldan sonra Maraş’ taydık.Meşhur dondurmasını yedik ve şehri dolaştık.Güney doğudaki son durağımız dan ayrılıp Pınar başı üzerinden Kayseri’ ye vardık. Surlarını gezdik ve Hunat Hatun külliyesi’ nde dolaştık.Hunat Hatun külliyesi 1237-1238 yılları arasında II Alaattin Keykubat’ın eşi Mahperi Hunat Hatun tarafından yaptırılmıştır.İçinde Medrese, Cami, Türbe ve Hamam bulunmaktadır.Döner kümbet tahminen 1276 yılında Şah Cihan hatun adına yaptırılmıştır.Üzerinde ki kabartmalar çok güzeldi.Alimlerin şehri (Makarrı Ulema) olarak anılmaktadır.Gevher Nesibe Tıp Fakültesi Selçuklu hükümdarı ll.Kılıçaslan’ın kızı adına 1205-1206 yıllarında kardeşi l.Gıyasettin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.İçinde eğitim ve tedavi yapılan dünyada ilk tıp merkezi olma özelliğine sahiptir. Burada tedavi gören hastalar Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine para ödememektedirler.Türbesi de Medresenin avlusundadır.Kayseri gezmekle bitmez .Ve yolumuza devam etmemiz gerek İlk durak Kapadokya Derbent vadisindeki doğal oluşumları peri bacalarını gördük.kızıl toprakta oluşmuş irili ufaklı tepecikler ilginçti.Daha önce gördüğüm halde yinede zevkle gezdim.Avanos’ da çanak çömlek atölyesini gezi
p acemice çömlek yapmayı denedik.Cam atölyesinde üfleme işini seyrettik minicik kum tanesi ateşi görünce nasılda şeffaf cama dönüşüyor.Şarap imalathanesini gezdik kokusundan sarhoş olduk adeta.Ödüller almış Avanos şarabından tattık.Ürgüp açık hava müzesini gezdik. Müzede 365 adet kilise bize ev sahipliği yaptı.Gizli gizli yayılan Hıristiyanlar her gün ayrı kilisede ibadet yapmak için kayaların içine oyarak mağara kiliseler yapmışlar.Şimdi de sıra Oniks taş işleme atölyesindeyiz.yarı değerli taşların işlemesi güzel, ilginç ya alması çok pahalı.Dokuma halı atölyesindeyse safha safha ipek halı dokumanın meşakkatlerini gördük.

Seyahatimizin son durağı Avanos’du ve İstanbul’u ve İstanbul da kalanları özlemiştik

Gözümüz, gönlümüz dolu biraz da yorgun evimizin yolunu tutturduk.

12/09/2003 – 22/09/2003

NEMRUT’TA DANS

Güneş inadına parlıyordu

Akşama yüz çevirmişti gün

Feri sönmüş olsa bile

Mehtabı kızıla boyuyordu

Dağların ardına saklandığında

Yeni bir doğum oluyordu sancılı

Uzaklarda bir başka

Sabah doğuyordu sıcak

Akşamın ayazı yüzümüzü yalarken

Dudaklarımız çatladı

Oysaki Nemrut’ta şenlik başlamıştı

Şaşkın bakışlarımızın gölgesinde

Zeus inatçı güneşin

Son ışık oyunlarıyla

Canlandı asırlık tozunu silkip attı üzerinden

Utangaç yıldızların yüzünü gösterdiği

Gökyüzünün altında

Sevgili karısını dansa kaldırdı

El çırpıyordu tüm tebaası

Karanlık tamamen kapladığında

Nemrut’un zirvesini

Dolunay sundu kırmızı şarabı

Tebessümle zeus ve sevgili eşine

Yeniden doğana kadar güneş

Alev almıştı taştan yürekleri

Yorulmak bilmiyorlardı

Uzaktan gelen müzik eşliğinde

Ağır bir vals le başlayıp

Horon, halay derken

Aldılar sazı ellerine

Yanık bir türkü çalındı kulağımıza

Yavaş, yavaş gece teslim oldu inatçı güneşe

İlkin yıldızlar saklandı gecenin koynuna

Ay direniyordu güneşin ışıklarına

En sonunda güneşin sıcak öpüşüyle

Şarap tepsisini alarak vedalaştı zeus’la

Yanan yürekleri küllendi

Ve taştan oyulmuş yumuşak tahtlarında

Asırlık uykularına çekildiler

Güneşin altında donmuştu her şey.

Bir başkaydı doğumu güneşin

Hareler çiziyordu yontulmuş bedenlerinde

Hissediyordu yürekleri sıcaklığını yaşamın

19/09/2003-ADIYAMAN

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19129