Noel Baba

Leave a comment

Bütün dünyada Noel Baba olarak tanınan Aziz Nicholaos, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında önemli bir Lykia kenti olan Patara’da doğmuştur.

M.S. 300’e doğru Patara refah içindeyken kentte yaşayan zengin buğday tüccarının bir oğlu olur ve ona Nicholaos adı verilir. Doğduğunda göğün bir hediyesi, ana-babasının dualarının ve sundukları adakların bir meyvesi, fakirlerin bir kurtarıcısı olarak dünyaya geldiğine işaret edilmiştir. Daha gençliğinde bile mucizeler yarattığına inanılır. Bu inanca göre inşa halindeki bir kilisenin yıkılmasıyla enkaz altında kalan Nicholaos, annesi ağlayıp inlerken, üzerine yığılan taşların altından sağlam olarak kurtulmuştur.

Bir süre sonra babası öldüğünde büyük bir servetin tek mirasçısı olmuş ve servetini yoksullara yardım için harcamaya karar vermiştir. Bu sırada Patara’da önceleri çok zengin olan bir şahıs fakirleşmiş ve kızlarının çeyizini yapamayacak duruma gelmiştir. Çaresizlikten kızlarını satmayı bile düşündüğü bir anda, Nicholaos durumu görerek onlara yardım etmeye karar verir. Kendini belli etmemek ve aynı zamanda gururlarını kırmamak için kızların evine gece gider. Onlar uykuda iken büyük kızın açık olan penceresinden çeyizine yetecek olan bir kese altını içeri atar. Sabah parayı bulan büyük kız çok sevinir ve kötü durumdan kurtulur.

Daha sonra ortanca ve küçük kızın çeyiz paralarını da karşılamak isteyen Nicholaos, pencereleri kapalı olduğu için bacadan atar. İşte Noel Baba’nın yılbaşında hediye bırakma öyküsü böylece doğar. İkonalarda ve resimlerde de Nicholaos’ın üç altın top ile gösterilmesi bu yüzdendir.
Aziz Nicholaos’un yaşamıyla ilgili bir öykü de şöyledir;

Nicholaos hacı olmak üzere Kudüs’e gider. Geri dönüşünde fırtınaya tutulan gemiyi dualarıyla batmaktan kurtarır, ayrıca denize düşerek boğulan bir denizciyi de diriltir. O günden sonra Aziz Nicholaos denizcilerin de koruyucu azizi olarak kabul edilmiştir.

Nicholaos bir müddet sonra Patara’nın komşu kenti Myra’ya göç eder. Myra Başpiskoposu ölmüş yerine geçecek kişi üzerinde anlaşma sağlanamamıştır. Bunun üzerine sabah kiliseye ilk gelen kişinin başpiskopos olması kararlaştırılır. Aziz Nicholaos kiliseye ilk gelen kişi olarak başpiskopos seçilir. Burada da mucizelerine devam ederek üç generali ölümden kurtarır. Diğer bir öyküsü ise şöyledir:

0 yıl Myra’da kıtlık çıkar. İskenderiye’den Byzantion’a mısır götüren bir filo Myra’nın limanı olan Andriake’ye uğrar. Nicholaos hemen limana koşar ve her gemi başına bir miktar mısır vermelerini ister. Gemiciler Byzantion’a vardıklarında istemeyerek verdikleri mısırların yerlerinde olduğunu hayretle görürler.

Hıristiyanlara karşı olan İmparator Diocletianus ve Licinius zamanında Nicholaos da diğer Hıristiyanlar gibi bir ara hapsedilmiştir. M.S. 325 tarihinde Hıristiyanlık içindeki problemleri çözmek için İznik’teki (Nikaea) meclis toplantısına Myra Başpiskoposu olarak katılır. Yolda giderken bir handa öldürülerek salamura yapılmış üç çocuğu dirilttiği daha sonra Bonaventure adlı bir kilise adamı tarafından iddia edilmiştir. Ögrencilerin de koruyucusu olduğuna inanılan Aziz Nicholaos’un 6 Aralık 343’te 65 yaşında iken öldüğü sanılmaktadır. Myralılar onun adına bir kilise yaparak içindeki lahitte onu sonsuz uykusuna bırakmışlardır.

Haçlı Seferleri sırasında 20 Nisan 1087’de Bari’den gelen tüccarlar kemiklerini çalıp Bari’ye götürmüş ve yaptıkları bazilikaya gömmüşlerdir. onun olduğu sanılan geride kalmış bir kısım kemik ise bugün Antalya Müzesi’nde saklanmaktadır.

Noel Baba Kilisesi

Aziz Nicholaos öldüğünde yapılan kilise veya şapel 529 yılındaki zelzelede yıkılınca daha büyük belki de bazilika tipinde bir kilise yapılmıştır. Peschlow, büyük apsisin güney tarafında eşit apsisli iki küçük mekân ile bugünkü binanın kuzey yan nefinin büyük kısmının bu ilk yapıya ait olduğunu tahmin etmektedir. Bu kilise VIII. yüzyılda zelzele veya Arap akınlarıyla yıkılmış, daha sonra tekrar yenilenmiştir. 1034 yılında Arap donanmasının denizden yaptığı akınlarla harap olmuştur. On yıl harap durumda kalan kilisenin 1042’de Bizans İmparatoru IX. Konstantin Monomakhos ve eşi Zöe tarafından tamir ettirildiği kitabesinden anlaşılmaktadır. XII. yüzyılda binaya bazı ekler yapılmış, kilise tekrar onarılmıştır.

XIII. yüzyılda Türklerin eline geçen Myra’da, kiliseyi serbestçe ibadet etmek için kullandığını ve kilisede bazı onarımların yapıldığını anlıyoruz. 1738’de büyük kilisenin yanındaki şapel tamir edilmiştir. 1833- 1837 yılları arasında Anadolu’yu gezen C. Texier, Myra’ya da uğramış ve kitaplarında kiliseden bahsetmiştir. Ondan on yıl kadar sonra 1842 yılı Mart ayında Teğmen Spratt ile Prof. Forbes de Myra’ya gelmiş, kilisenin bir krokisini çıkarmışlar ve kilisenin yanında bir manastırın olduğunu görmüşlerdir.

1853 yılında Kırım Harbi sırasında Ruslar kilise ile ilgilenmişler ve burada bir Rus kolonisi kurmak için Anna Golicia adındaki Rus kontesi adına toprak almışlardır. Ancak Osmanlı Devleti işin siyasî yönünü farkedince Rusların aldıkları toprakları geri almış, yalnızca kilisenin onarım istekleri kabul edilmiştir. Böylece 1862 yılında August Salzmann adında bir Fransız, Nicholaos Kilisesi’nin onarımı ile vazifelendirilmiştir. Bu restorasyonlar kilisenin aslını bozacak kadar kötü yapılmıştır. Bu restorasyon sırasında 1876’da bugün görülen çan kulesi de ilave edilmiştir.
Birçok kentin koruyucu azizi olan Noel Baba’ya adanmış iki bine yakın kilise bulunmaktadır. O’nun yaşam öyküsü ve mucizeleri birçok kitapta yer almış, ancak en eskisi 750-800 yılları arasında Byzantion’da Stadion Manastırı Başkeşişlerinden Michael tarafından yazılmıştır. Şimdi biz Anadolu Bizans mimarisinin ilgi çekici bir yapısı olan St. Nicholaos Kilisesi’ni beraberce gezelim.

Müze girişinden sonra taş döşeli yoldan aşağıya doğru inilir. İnerken Noel Baba’nın heykeli solumuzda yeşillikler içinde görülür.

IV. yüzyılda burada bulunan tek kubbeli kilisenin güneyine VIII. yüzyılda haç şeklinde bir şapel ile kuzey tarafına da eklemeler yapılmıştır. Ayrıca 1862-63 senelerinde de binaya dış narteks ile iç narteksin bazı kısımları ilave edilmiştir.

Binanın esas girişi batı yönünde olmasına karşılık biz gezi yönünde anlatmayı daha uygun bulduk. Bugün iki sütunu ayakta kalmış bir avludan bir iki basamakla Bizans Devri’nde ilave edilmiş güney nefine inilir. Haç biçimli bu bölümün doğu kısmında üç kemerli pencereye sahip bir apsis yer alır. Apsisin önünde orijinal stylobat ile ortasında altar kaidesi hâlâ görülür. Apsis nişinin içinde yer yer renkleri kaybolmuş ve belirsizleşmiş aziz figürleri vardır. Bunların altındaki küçük niş içindeki fresko Noel Baba’ya aittir. Bu bölüm ve esas kilisenin güneydoğu şapelinin tabanlarında farklı desenlerde mozaik panolar görülür. Batı yönünde merdivenlerin karşısındaki niş içerisinde İsa, Meryem ve Yahya freskoları vardır.

Buradan iyi muhafaza edilmiş kapı çerçevesi bizi lahitlerin bulunduğu kısma, yani haç biçimli şapelin uzun kısmına çıkartır. Lahitlerin yer aldığı nişler içindeki freskolar bugün net olarak görülmese bile çeşitli aziz tasvirlerini içeren freskolar ile bezenmiştir. Kuzey duvarındaki ilk nişle sütunların üzerinde Meryem freskosu ilginç örneklerdir. Noel baba freskosunun bulunduğu ikinci niş sütununun ters konduğu
yazılarından anlaşılmaktadır.

Nişler içinde yer alan lahitlerden birinci niş içindeki akarthus yaprakları ile süslü Roma Devri lahdinin Noel Baba’ya ait olduğu kabul edilir. Hatta Noel Baba’nın denizcilerin de azizi olmasından dolayı lahdin üzerinin balık pulu desenleriyle süslendiği söylenir. 20 Nisan 1087’de Bari’li korsanlar, Noel Baba’nın kemiklerini almak için lahdi kırmışlar, bazı kemikleri alarak Bari’ye götürmüşlerdir.

İkinci niş ile karşısındaki nişte bulunan lahitler sadedir. Burada nişler içindeki lahitlerden başka yerde iki mezar daha bulunmaktadır. Buradan bir kapı ile kilisenin iri blok levhalarla döşeli avlusuna geçilir. Avluda ise bir niş içerisinde boşaltılmış iki mezar bulunur. Yanında bulunan mermer üzerinde haç ve çapa motifi Noel Baba için yapılmış olmalıdır. Solda duvar içine yerleştirilmiş mezardaki kitabede 1118 tarihi yer alır. Avludan önce dış nartekse, sonra üç kapı ile ana mekâna (naos) açılan iç nartekse geçilir. Burası gruplar halinde piskoposların resmedildiği freskolarla süslenmiştir. Buradan geçilen esas mekân üç kemerle yan neflere açılır. Ana mekânın güneyinde iki nef vardır. İkinci nefte niş içindeki lahitte Noel Baba’nın mezarı olduğu söylenir ise de üzerindeki kadın erkek kabartması bunun böyle olmadığını gösterir. Yan nefin karşısındaki niş içerisinde ise bir başka mezar vardır. Kuzey nefin kubbesinde Hz. İsa ve 12 havarinin freskoları bulunur. Yanda ise yan nefin kazısı yapılmaktadır. Bu kazının yapıldığı nefin batı kısmında ise üç oda bulunur. Binanın ortasında pencereli ve kasnaklı bir kubbenin olması gerekirken, Salzmann yaptığı tamir sırasında mekânın üstünü kapatarak, kesme taştan kaburgalı büyük bir çapraz tonoz kullanmıştır.

Sapanca

Leave a comment

Bilinen yazılı belgelere göre M.Ö. 1200 yılında Frigyalıların bölgeye gelmesiyle, bir yerleşim yeri olarak adı geçen Sapanca, gerçek anlamda M.S. 378 yılında Bitanya Krallığı tarafından kurulmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Buanes, Sofhan ve Sofhange adıyla anılmıştır.
Sapanca ve çevresinde 1075 tarihinde Anadolu Selçukluları’nın gelmesiyle bölge Ayan ve Ayanköy adıyla anılmaya başlamıştır. Haçlı Seferleri sonrasında bölge yeniden Bizanslılar’a geçmiştir. 1640 yılında Erzurum seyyahatına giderken kasabadan geçen Evliya Çelebi, kasaba hakkında şu bilgileri vermektedir:
” Bir zamanlar izmitli bir ihtiyar buradaki orman ve çalıları temizleyerek saban yürüttüğünden Sabancı Koca adıyla bir köy kurulur. Sonra zaman geçtikçe Mamur bir hale gelerek Kanuni Sultan Süleyman zamanında kasaba olmuştur.
Kasabada Sarı Rüstem Paşa 170 ocaklı bir han yaptırmıştır. Güzel bir camiisi hamamı ve çarşısı vardır. İmaretleri gök kurşunla kaplıdır. 1000 kadar kremit örtülü ev vardır. İmaretlerin tamamı Mimar Sinan yapısıdır. Bir diğer Mimar Sinan eseri ise Pertev Paşa hanıdır. Bu hayrat eserin çoğu Rüstem Paşa’nın olduğu için vakfın mütevellisi tarafından idare edilmektedir. Buranın bir yeni çeri Serdarı vardır. Övüleceklerinden beyaz kirazı meşhurdur. Hamamının dibinde bir ekmekçi dükkanı vardır. Bir dervişin hayır duası bereti ile bir çeşit beyaz ve has ekmek somun pişirirki sabanca somunu adıyla hertarafta şöhret bulmuştur. Kırk bile dursa kuruyup küflenip lezzetini kaybetme ihtimali yoktur. O kadar meşhurdur ki birini ılgarla taze taze acem şahına götürmüşler o da beğenmiş. O kadar lezzetli ve has ekmek olmasını bazıları suyundadır derler. Civarıda bir köy vardır.
1837 yılında 2. Mahmut Döneminde Adapazarı kaza merkezi haline getirilmiştir. Sapanca buraya nahiye olarak bağlanmıştır. İzmit – Bolu yolu Sapanca’dan geçmekte idi. Katip Çelebi, Cihannüma adlı eserinde bu yolun Sapanca kısmı hakkında yolun burada yarım mil su içinden geçtiğini ve suların kabarık olduğu zaman üzengiye çıktığını kaydetmektedir. Aynı tarif 19 yüzyılın ilk yarısında Charles Texir tarafından yapılmıştır. Bir saat kadar gölün kumları üzerinde gidilmiktedir. Bazı yerlerde sular eğer kolonlarına kadar çıkar. 1890 yılında Sapanca’ya gelen demir yolu yukarıda sözü edilen dar kıyıdan yarma açılmak süretiyle geçilmiştir. Demir yolunun inşaasından sonra karayolu ihmak edilmiş ve hemen hemen geçilmez olmuştur.
Cumhuriyet devrinde karayolu gölün dar kıyısından değil, yamaçların gerisinden geçirilmiştir. Böylece kasaba tarihi ulaşım yolu görevini hem demir hem de karayolu ile yerine getirmeye devam etmiştir. 1950’li yıllarda E5 Karayolu’nun gölün karşı kıyısından geçirilmesiyle Sapanca bir müddet önemini yitirir gibi olduysa da 1989 yılında TEM Otoyolu’nun ilçeden geçmesi ile tarihi misyonuna yeniden kavuşmuş oldu.
Coğrafi Konumu

Sapanca, Sakarya iline bağlı bir ilçedir. Kuzeyinde Sapanca Gölü, doğusunda Sakarya merkez ilçesi Adapazarı, güneyinde Samanlı Dağları, Geyve ve Pamukova İlçesi, batısında da Kocaeli merkez ilçesi İzmit yer alır. Yüz ölçümü 14 km² denizden yüksekliği de 36 m.’dir. Sakarya’nın alan olarak yüzölçümü en küçük, nüfus yoğunluğu en fazla olan ilçesidir. iklim kışları bol yağışlı yağışlar genellikle kar şeklindedir kışları sıcak ve nemli geçer ayrıca (en düşük sıcaklık -11,2 derece dir)01.03.2000) (en yüksek sıcaklık ise 40,2 derece dir)08.18.2007 ortalama sıcaklık 14,2 derecedir wwww.meteor.gov.tr
Yeryüzü Şekilleri
İlçe toprakları yer şekilleri bakımından iki bölüme ayrılır.
Birinci bölümü, Bolu’nun güneyinden uzanan Köroğlu Dağları’nın bölgedeki uzantısı olan Samanlı Dağları’nın kuzey yamaçları ve bu yamaçlarda oluşmuş vadileri içine alır. Bu bölüm oldukça engebelidir. İkinci bölümünü ise, Samanlı Dağları’nın kuzey eteklerinde Sapanca ilçe merkezinin de yer aldığı dağ eteği ovasıdır. Bu ova dağların kuzey yamaçlarından inen derelerin taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur.
Bu dağlardan inen derelerin en önemlileri İstanbul Deresi, Kurtköy Deresi ve Mahmudiye Deresidir. Ayrıca ilçenin en önemli deresi olan Akçay Deresi de Sakarya Nehri ile birleşir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Sapanca Gölü’nden geçer. Bu sebeple ilçe, birinci derece deprem bölgesidir. Ancak fay hattının gölden geçmesi ilçe merkezinin ve diğer yerleşim alanlarının depremden daha az etkilenmesini sağlamıştır. İlçe 17 Ağustos 1999 depremini bu sebeple az hasarla atlatmıştır.
Turizm

İlçe İstanbul başta olmak üzere civar kentler olan yakınlığı ve bir göl ve yeşillikler beldesi olması sebebiyle son dönemde kısa süreli tatiller için tercih edilmektedir. Özellikle göl civarına kurulan turistik tesisler ile turizm geliri her geçen gün artmaktadır. 1999 yılındaki deprem sonrası göl kenarındaki tesislerin kullanılamaz duruma gelmesi sonucu gerileme gösteren ilçedeki turizm son yıllarda yeniden canlanmaya başlamıştır. Özellikle ilçe çevresinde bulunan Maşukiye, Kırkpınar gibi yerleşim birimlerinde pek çok tatil köyleri ve yazlıklar kurulmuştur.
Son senelerde gelişme gösteren bir diğer bölge ise Maşukiye yakınlarındaki Samanlı Dağlarından en yükseği olan Kartepe’dir. Burada kurulan yeni tesisler ile kış turizmi de gelişmeye başlamıştır.
2006 yılında turizme açılan 5 yıldızlı Richmond Oteli, 2007 yılı anayasa tasarısının hazırlanması sırasında dönemin bakanlarını konuk etmiştir. 12 Nisan 2008 tarıhinde Sapanca’nın Kırkpınar beldesine 5 yıldızlı spa wellness konseptli Güral Sapanca Wellness Park Otel açılmıştır.
Tarihi Yerler

Bizans Devri Lahit ve Mezar Taşları
Bizanslılar döneminden kalma lahitler Sapanca Hükümet Konağı önünde sergilenmektedir. Lahitlerden ikisi 1976 yılında İlmiye köyü yakınlarında, diğer ikisi ise 1987 yılında TEM Otoyolu’nun yapım çalışmaları sırasında bulunmuştur. Ayrıca Kurtköy köyiçi mevkiinde BİTİNYALI’lar dönemine ait son Kıralın saklanmak için yaptırttığı kalelenin kalıntıları mevcuttur.
Vecihi Kapısı
Elde kesin bir bilgi bulunmamakla beraber Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı söylenen Kemer’in bulunduğu yerden İpek Yolu’nun geçtiği rivayet edilir. Kemer birkaç kez onarım gördüğünden bügün sadece ana gövdesi tarihi eser niteliğindedir. Kemer’in ilk onarımı 1905 yılında orijinal yapısı korunarak Sapanca’da Nahiye Müdürlüğü yapan Yanyalı Vecihi Orhon tarafından yapılmıştır.
Rahime Sultan Camii ve Rahime Sultan Tuğrası [değiştir]
Sultan Abdülmecit’in 4. hanımı Rahime Sultan tarafından 1892 yılında yaptırılmıştır. 1967’de onarım görmüştür. Özgün yapısını büyük oranda koruyan camiinin 17 Ağustos depreminden sonra minaresi hasar görmüştür.
Rüstem Paşa Camii
Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı ve veziri olan Rüstem Paşa tarafından 1555 yılında ünlü Mimar Sinan’ın kalfalarına yaptırılmıştır. İlçe Merkezinde bulunan camii zaman içerisinde bazı tadilatlar görmesine rağmen halen ibadete açıktır.
Eminönü’nde, Tahtakale’de Hasırcılar Çarşısı’ndadır. İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan biridir. Yüksek bir platform üzerine oturtulmuştur ve kıyı siluetine egemen bir konumda, Hacı Halil Mescidi’nin yerine inşa edilmiştir. Caminin bulunduğu yer Roma döneminden bugüne şehrin en işlek mekanlarındandır. Banisi döneminin etkili devlet ricalinden, Süleymaniye Camii’nin inşasında da katkıları olan Sadrazam Rüstem Paşa’dır. Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı olan Sadrazam Rüstem Paşa imparatorluğun birçok yerinde yaptırdığı binalarla da tanınır. Mimar Sinan’ın ünlü eserlerindendir. Cami Rüstem Paşa’nın ölümünden sonra, 1561’de eşi Mihrimah Sultan tarafından tamamlanmıştır. 1666 yangınında ve 1776 depreminde hasar görmüştür. Rüstem Paşa Camii, Osmanlı mimari tarihinde olağanüstü güzellikteki çini kaplamalarıyla tanınır. Türkiye’nin en zengin çini kolleksiyonu bu caminin duvarlarında yer alır. Bu değerli çinilerin bir kısmı çalınmıştır. Oradaki büyük kubbeyi dört yarım kubbe desteklemektedir. Eteğinde 24 pencere bulunan büyük kubbenin kemerleri, sekiz köşeli dört fil ayağına dayanmaktadır. Mimberi ve mihrabı mermerdir. Son cemaat yeri 6 sütun ve 5 kubbelidir. Tek şerefeli minaresi yıkılan orijinalinin yerine yapılmıştır.
Mısır Çarşısı yakınında, tek minareli, etrafını çevirmiş sıra dükkanların, depoların üzerinde yükselen merkezi planlı yapıdır. Şehrin en aktif ticari merkezinde arka sırtlarda yükselen Süleymaniye Camisi ile birlikte eşsiz, güzel bir manzaradır. 1561 Yılında Sadrazam Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırtılmıştı. Dükkanların üzerinde yer alan camiiye iki yandaki döner merdivenler ile ulaşılır. Avlu entresan mimariye sahip, küçük bir teras olup beş küçük kubbe ile örtülür. Merkezi kubbe karşılıklı 4 duvar payesi ve yanlardaki ilişer sütün üzerinde yükselir. Kare mekan köşeleri, kubbeyi destekleyen 4 yarım kubbe ile çevrilidir. İki yan taraf sütunların arkasında galeri gibidir. Giriş cephesi, küçük fakat çarpıcı iç mekan duvarları, devrinin en meşhur İznik çini örnekleri ile süslüdür. Çiniler geometrik, yaprak ve çiçek motifleri ile dekorlu olup renkli çiçek bahçesini anımsatır. Bir röliyef gibi kabarık mercan kırmızısı rengi 16 yy. da kısa bir süre kullanılmıştı.
1561 tarihli Eminönü Rüstem Paşa Camii?nde de sekiz dayanaklı kubbe sistemi uygulanmıştır. Ama bu yapı, mimarisinden çok çinilerinin kalitesi ve zenginliği ile tanınır. Yapının iç duvarlarının tümü sıraltı tekniğindeki çinilerle hiç boı yer bırakılmamacasına doldurulmuştur. Bu çinilerde lale, bahar açmış meyva ağacı motifleri dikkati çeker.
Rüstem Paşa Camii (1561), 16. yüzyılın ikinci yarısında çini sanatına kaynak olacak bütün desenlerin sergilendiği, mihrapların, duvarların, payelerin tümüyle çinilerle kaplandığı gösterişli bir yapıdır. İstanbul Kadırga’da Sokullu Mehmet Paşa Camii (1571), çini süslemelerin kubbenin pandantifli geçiş kısmında, pencere alınlıklarında, mermer mihrabın çevresinde duvarda ve minberin külahında yer alması ile mimariyi ezmeyen başarılı bir düzenlemeye sahiptir. Bunun yanında, İstanbul Piyale Paşa Camii’nin (1573) çinili mihrabının süslemeleri, dönemin kumaş desenleri ile olan benzerliği sergiler.
Hasan Fehmi Paşa Camii
Osmanlı Veziri Hasan Fehmi Paşa tarafından 1885 yılında yaptırılmıştır. Sapanca’ya 3 km. uzaklıkta Mahmudiye köyünde bulanan camiinin içi çok güzel işlemlerle süslüdür.
Cami Cedid Camii
Çarşı içinde bulunan camii 1899 yılında yaptırılmıştır.Bu cami ismindende anlaşıldığıgibi cami cedid mah. yer almaktadır ve son yıllarda yapılan tamiratlarla çok güzel bir hal almıştır

NACİYE TEYZE BUTİK OTEL

Leave a comment

Türkiyemizin hangi köşesinde olursanız olun , Alaçatı hayatınızda bir kere bile olsa görmeye değerdir. Tarihi eserleri, eşsiz kıyıları, dünyanın hiçbir yerinde bulamayacağınız altın sarısı kumları ve plajları, her türlü hastalıklara deva olan kaplıcalarıyla, yat limanlarıyla mükemmel bir coğrafi konuma sahip, Çeşme’ nin Güneyinde bulunan ALAÇATI ‘ya sizleri bekliyoruz. Eğer sizler de yoğun iş temposundan yada dünya kargaşasından bıkıp sımsıcak mütevazi bir ortamında rüya gibi bir tatil hayal ediyorsanız, daracık nostalji kokan Arnavut kaldırımlı sokaklarında ruhunuza okşayan, sizi çok uzaklara götürecek Rumlardan kalmış taş ev içinde bir mekan burası.
Alaçatı, devlet koruması altında bulunan Türkiye’nin nadir tarihsel ve turistik merkezlerinden bir tanesidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma Grek tarzı taş evleri ile süslenmiş bu şirin kasaba, dünyanın sayılı sörf merkezlerindendir. Ege Denizi’nin en güzel plajlarını ve kumunu bulacağınız Ilıca ve Çeşme’ye ise çok yakındır.
Alaçatı’ nın tam merkezinde, 1877 yılından kalma bir taş ev olan Naciye Teyze Konağı, ismini bahçesinde bulunan ağaçlardan alan 5 adet birbirinden farklı odadan oluşmaktadır. İşletmesi Naciye Teyze ve oğulları Mevlüt ve Ahmet Acaroğlu tarafından yapılan Konağımızda sımsıcak nostaljik bir tatil geçirmeniz için her şey düşünülmüştür.

Güne en iyi şekilde başlamak için hünerli ellerle hazırlanmış kahvaltınızı, bahar kokulu bahçesinde ağaçlar altında yapacaksınız. Kişiye özel hizmet alacağınız Konağımızda sizleri misafir etmekten mutluluk duyacağız. Konağımızdan ve kahvaltı sofralarımızdan övgüyle söz etmemiz kuşkusuz doğru değil ama siz gelip överseniz itiraf edelim çok hoşumuza gidiyor:)
İstedik ki yorgun geldiğiniz bu yerden yenilenmiş olarak ayrılın o yüzden her detayda biraz espri, biraz oyun, bolca güleryüz ve sevgimiz var.

İncir Odası (Suit Oda): En büyük olan odamız Arnavut kaldırımlı sokağa bakan suit olarak hazırlanmış 1 adet büyük yatak, yatağa çevrilebilen oturma grubu ve içinde bulunan mutfağı ile geniş aileler ve arkadaş grupları için ideal bir seçim olacaktır. Yazları klima ihtiyacı hissetmeden konaklayacağınız odamız isteklerinize göre hazırlanabilmektedir.
Oda fiyatı 2 kişiliktir. Fiyatlara kahvaltı dahildir.
İlave yatak 50 TL. dir.
0-6 yaş 1 çocuk ücretsizdir.
Cuma veya Cumartesi 1 ve 2 Gece konaklamalarda fiyatlara %40 ilave edilmektedir.
Konağımız ve Cafemiz 12 Ay boyunca açıktır.
Eylül fiyatlarımız %20, Ekim fiyatlarımız %40 indirimlidir.* ( Bayram ve özel günler haricinde)
Kasım – Mart Ayları arasında fiyatlarımız %50 indirimlidir.
Kesin Rezervasyon, toplam tutarın yarısı hesaba yatırıldığında yapılmaktadır. Ayrıca Otogar ve Hava alanından transferimiz vardır. Tek Yön Transfer Ücreti : 120 TL
Nar Odası : Şirin bahçemize bakan geniş balkonlu bu odamız 1 adet büyük yatakla özellikle çiftlerin tercihi olmaktadır. Balayı, Evlilik yıldönümleri, eşinize veya sevgilinize yapacağınız sürprizler için tavsiye edebileceğimiz bir odadır. Klima vardır.
Oda fiyatı 2 kişiliktir. Fiyatlara kahvaltı dahildir.
İlave yatak 50 TL. dir.
0-6 yaş 1 çocuk ücretsizdir.
Cuma veya Cumartesi 1 ve 2 Gece konaklamalarda fiyatlara %40 ilave edilmektedir.
Konağımız ve Cafemiz 12 Ay boyunca açıktır.
Eylül fiyatlarımız %20, Ekim fiyatlarımız %40 indirimlidir.* ( Bayram ve özel günler haricinde)
Kasım – Mart Ayları arasında fiyatlarımız %50 indirimlidir.
Kesin Rezervasyon, toplam tutarın yarısı hesaba yatırıldığında yapılmaktadır. Ayrıca Otogar ve Hava alanından transferimiz vardır. Tek Yön Transfer Ücreti : 120 TL
Zeytin Odası : Taş konağımızın 2. Katında bulunan odamızda 2 ayrı tek yatak bulunmaktadır. Odamızda klima vardır.
Oda fiyatı 2 kişiliktir. Fiyatlara kahvaltı dahildir.
İlave yatak 50 TL. dir.
0-6 yaş 1 çocuk ücretsizdir.
Cuma veya Cumartesi 1 ve 2 Gece konaklamalarda fiyatlara %40 ilave edilmektedir.
Konağımız ve Cafemiz 12 Ay boyunca açıktır.
Eylül fiyatlarımız %20, Ekim fiyatlarımız %40 indirimlidir.* ( Bayram ve özel günler haricinde)
Kasım – Mart Ayları arasında fiyatlarımız %50 indirimlidir.
Kesin Rezervasyon, toplam tutarın yarısı hesaba yatırıldığında yapılmaktadır. Ayrıca Otogar ve Hava alanından transferimiz vardır. Tek Yön Transfer Ücreti : 120 TL
Limon Odası : Giriş katındaki Arnavut kaldırımlı sokağa bakan bu odamızda 2 ayrı tek yatak bulunmaktadır. Nostaljik yatakları ve tavan vantilatörü ise sizi eskilere doğru küçük bir yolculuğa çıkartmak için hazır bir şekilde sizleri beklemekte.
Oda fiyatı 2 kişiliktir. Fiyatlara kahvaltı dahildir.
İlave yatak 50 TL. dir.
0-6 yaş 1 çocuk ücretsizdir.
Cuma veya Cumartesi 1 ve 2 Gece konaklamalarda fiyatlara %40 ilave edilmektedir.
Konağımız ve Cafemiz 12 Ay boyunca açıktır.
Eylül fiyatlarımız %20, Ekim fiyatlarımız %40 indirimlidir.* ( Bayram ve özel günler haricinde)
Kasım – Mart Ayları arasında fiyatlarımız %50 indirimlidir.
Kesin Rezervasyon, toplam tutarın yarısı hesaba yatırıldığında yapılmaktadır. Ayrıca Otogar ve Hava alanından transferimiz vardır. Tek Yön Transfer Ücreti : 120 TL

İğde Odası : Bahçemizin büyük abisi 30 yıllık iğde ağacından adını alan, şirin bahçemize bakan bu odamızda 1 adet büyük yatak bulunmaktadır. Klima vardır.
Oda fiyatı 2 kişiliktir. Fiyatlara kahvaltı dahildir.
İlave yatak 50 TL. dir.
0-6 yaş 1 çocuk ücretsizdir.
Cuma veya Cumartesi 1 ve 2 Gece konaklamalarda fiyatlara %40 ilave edilmektedir.
Konağımız ve Cafemiz 12 Ay boyunca açıktır.
Eylül fiyatlarımız %20, Ekim fiyatlarımız %40 indirimlidir.* ( Bayram ve özel günler haricinde)
Kasım – Mart Ayları arasında fiyatlarımız %50 indirimlidir.
Kesin Rezervasyon, toplam tutarın yarısı hesaba yatırıldığında yapılmaktadır. Ayrıca Otogar ve Hava alanından transferimiz vardır. Tek Yön Transfer Ücreti : 120 TL

İsmini bahçesinde bulunan ağaçlardan olan birbirinden farklı doğal köy odası tarzında döşenmiş 5 odamız bulunmaktadır.
İncir Odası (Suit Oda) : 190 TL
Nar Odası : 190 TL
Zeytin Odası : 150 TL
Limon Odası : 150 TL
İğde Odası : 150 TL

Adres : Yenimecidiye Mah. Cemaliye Cad. No: 6 Alaçatı – Çeşme / İZMİR
Telefon : +90.232. 716 89 70 – 0542 415 54 20
E-Posta : info@naciyeteyze.com
Rezevasyon İçin : Ahmet Acaroğlu : 0532 396 63 73
E-Posta : rezervasyon@naciyeteyze.com

Blue White Hotel – Kemer Çıralı Otelleri

Leave a comment


Günlük yaşamınızdan uzaklaşıp rüyanızda bile göremeyeceğiniz bir tatil geçirmek istiyorsanız bizim önerilerimizi okumaya, değerlendirmeye devam edin.

Şirin küçük binacıklar konforlu odalar sizleri bekliyor. Denizlerin ve nehirlerin birleştiği, bir ucunda Olympos antik şehri, diğer ucunda Khimaira sönmeyen ateşi, Caretta Caretta ların ev sahipliği yaptığı Çıralı da eşsiz bir güzelliği yaşamaya hazırlanın.

Kemer de hangi otele gidilir. Kemer de tatil zevki. Kemer de gezmek, eğlenmek isteyenler. Tatilin tadına varmak isteyenler…

Tel: 0 242 8257006 / 8257255
e-mail: bluewhite@bluewhite-otel.com

Erken Rezervasyonlar Basladı

Leave a comment

Birkaç yıldır iç turizm pazarını hareketlendirmek için başlatılan ’erken rezervasyon’ kampanyaları sayesinde yaz sezonunda yüzde 40’a varan indirimle tatil yapılabiliyor. Yerli turist sayısını nerdeyse ikiye katlayan bu uygulama normalde Nisan ayı sonunda başlarken gelen ilgi sayesinde ayın başına çekilmeye başladı.Son iki yıldır iç turizm pazarını canlandırmak adına yapılan erken rezervasyon kampanyaları Türk turistlerin tatil planlarını yavaş yavaş değiştirmeye başladı. Nisan ayının sonlarında yapılan erken rezervasyon kampanyaları sayesinde yerli turistler yaz döneminde yüzde 40’a varan indirim alır duruma geldi. Uzun yıllar “Yabancı turistler yerli turistlerden daha ucuza tatil yapıyor” serzenişlerine de son veren bu uygulamanın gördüğü ilgi nedeniyle ’erken rezervasyon’ kampanyaları da Nisan ayı başına çekiliyor. Seyahat acentalarının verdiği bilgiye göre, müşteriler şimdiden arayarak, “Ne zaman erken rezervasyon kampanyası yapacaksınız?” diye sormaya başlamış bile…Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, son iki yıldır seyahat acentalarının gayretli çalışmaları sonucunda iç turizm pazarında önemli bir ivme yakalandığını belirterek, “Erken rezervasyon iç pazarda çok tuttu. Bu yıl daha iyi sonuçlar alınacağını düşünüyorum” dedi. Erken rezervasyon uygulaması sayesinde yerli turistlerin sezonda yüzde 40’a varan oranda daha ucuza tatil yapabildiğini aktaran Ulusoy, “Tüketiciler yüksek sezonda bile bu kadar indirimli fiyatlar alınca her yıl taleplerini artırıyor” diye konuştu. Pazar ikiye katlandıBaşkan Başaran Ulusoy’un destek verdiği ’erken rezervasyon’ kampanyasına seyahat acentalara da sıcak bakıyor. Bu sayede yerli turist sayısının neredeyse ikiye katlandığını belirten acentalar, “Bu yıl da müşterilerimize en iyi indirimlerle tatil imkanı vereceğiz” değerlendirmesini yaptı.TÜRSAB yönetimi, TÜRSAB’a üye 40’a yakın seyahat acentası, VATAN Gazetesi’nin evsahipliğinde buluştu. ‘Sigorta’ya dikkatVATAN Gazetesi Reklam Grup Başkanı Hakan Önen, Ekonomi Müdürü Ercan İnan, Reklam Satış Direktörü Şebnem Saygınışık, Kurumsal İletişim Direktörü Betül Ark evsahipliğinde gerçekleşen yemekte turizm sektörünün sorunları ve beklentileri masaya yatırıldı.Toplantıda sektördeki gelişmeler hakkında da bilgi veren TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, seyahatlerde ’sigorta dönemi’nin başladığını hatırlatarak, acentaları ve tüketicileri bu konuda duyarlı olmaları konusunda uyardı. Ulusoy, seyahat sigortasının kişi başına maliyetinin 3-10 dolar gibi düşük bir seviyede olduğunu da aktardı.
kaynak.www.vatangazete.com

Adrasan Parlak Bungalow

Leave a comment

Adrasan, Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı ve 1996 yılında belde olmuş. Çevresi çam ağaçları ile kaplı ilginç bir koya sahip.

Adrasan sahili sığ olduğundan yüzme bilmeyenler ve çocuklar için çok ideal tatil beldesi. 2 kilometre uzunluğundaki kumsalı ise, herkesin rahat rahat denize girmesine elverişli. Sahilin bir bölümü ise derin. Burası da yüzmeyi sevenler için ideal. Su içinde yüzerken bacaklarınıza minik balıklar gıdıklar gibi dokunuyor. Bu bile başka hiçbir deniz kıyısında yaşayamayacağınız bir keyif.

Adrasan’da bungalovlarımızda hem dinlenecek hem eğleneceksiniz. Denizi sevenler pırıl pırıl tertemiz sularında yüzecek, Musa tepesinin eteğindeki kumsalında güneşlenecek bunaldığınızda kendinizi serin suların kucağına bırakarak serinleyeceksiniz

Dalmayı sevenler ise Akdeniz’in derinliklerindeki zengin yaşamını barındıran ve tarih kokan sularında dalış keyfini yaşayacak.

Tekne turlarına katılıp birbirinden güzel koyları gezecek yeni dostluklar edineceksiniz.

Balık tutmayı sevenleri de unutmadık balık avı turlarına katılıp hayatınızın en büyük balıklarını burada bizimle tutacaksınız.

İsterseniz bir motor veya araba kiralayıp çevre gezileri yapıp eski uygarlıkların izini sürecek, tarihi eserlerimizi göreceksiniz.

Ya da bahçemizde hamaklara uzanıp keyifle kitabınızı okuyacak tertemiz havamızda oksijeni ciğerlerinize doldurup şehrin stresinden uzak günler geçireceksiniz.

Akşamları kamp ateşi etrafında toplanıp sohbet edecek ve milyonlarca yıldızı seyredecek ve kayan bir yıldızın peşinden güzel dilekler tutacaksınız.

Yaşadığınızı hissetmek, gülmek, eğlenmek için ve güzel bir tatil yaşamak için

SİZ EN İYİSİ BAVULUNUZU TOPLAYIN TATİLE Gelin

Side Gezilecek Yerler

Leave a comment


Side gezilecek yer bakımınında oldukça zengin olan bir tatil bölgemizdir.Bölgede gezilecek yer zenginliğinin olmasının nedeni sadece bir faktöre bağlı kalınılmamasıdır.Side’de hem tarihi amaçlı geziler yapabilir hemde deoğal güzellikleri görmek için geziler yapabilirsiniz.

Side tarih açısından oldukça önemli bir tatil bölgesidir.Dünyada çok az bölge hem tatil hemde turizm açısından gelişmiştir.Bu yüzden Side diğer bölgelerden farklıdır.

Doğal güzelliklerde tabiki bölgenin tartışılmazları arasındadır.Bölgede bir çok mavi bayraklı plaj ve koylar bulunmaktadır.

Side’de tarih ilk yerleşim zamanlarına dayanmaktadır.O günden günümüze kadar kısmende olsa sürekli olarak insanlar bölgede yaşamıştır.
Bu yaşayan topluluklar Side’ye bir çok miras bırakmıştır.

Bu tarihi mirasları gezmek için bile Side tercih edilebilir niteliktedir.Bunun yanına doğal unsurlarda eklendiğinde ortaya harika bir tatil beldesi çıkmaktadır.

Ayrıca bölgedeki plaj ve koylardan bahsetmiştik bu koylar ve plajlarda oldukça turistik ve ilgi çekicidir.Bölgedeki plajların mavi bayrak taşımasıda önemli unsurlar arasındadır.

Older Entries