AYVALIK ALTAY PANSİYON

Leave a comment

Pansiyonumuz Cunda adasının ilk ev pansiyonudur. Adamıza turist gelmeye başladığı ilk günden bu yana misafirlerimize hizmet vermek ve ileriyi görmek adına babam Mustafa Altay ile annem İsmet Altay bu işletmeyi hizmete açmıştır. Annem ve babam 1960 yılından bu yana güzel adamıza gelmekte olan birbirinden değerli misafirlerimize en iyi hizmeti verebilmek için gece gündüz çalışmışlardı Pansiyonumuzun işletmesini, bizzat kendimiz, yardımcılarımızla birlikte aile işletmesi şeklinde yürütmekteyiz. Yarattığımız sıcak aile ortamında misafirlerimizle anında dost oluyoruz, birlikte yiyoruz, birlikte içiyoruz ve güzellikleri birlikte yaşıyoruz. İnsan sevgisi ile dolu, Cunda’nın simgesi olan rahmetli annem İsmet Hanım’ın bize de bırakmış olduğu bu paha biçilmez “sevgi mirası”na, onun prensipleri doğrultusunda bizden sonraki nesillere de devretmek üzere sahip çıkıyoruz.

Pansiyonumuz iki katlıdır. Alt katta, lobi (antre) ve çift kişilik dört odamız bulunuyor. Bu odalardan ikisi çift, ikisi tek yataklı… Üst katta ise dört odamız var. Bu odalardan biri üç kişilik, yataklardan biri çift, diğeri tek yataklı… Geriye kalan üç odadan biri, dört kişilik iki bölümlü süit oda olup, iki tek yatak ve bir çift kişilik yataklıdır. Bu süit oda istenildiği takdirde biri banyolu diğeri banyosuz olmak üzere iki oda halinde de kullanılabilir. Diğer çift kişilik iki oda çift yataklıdır. Toplam sekiz odadan ibaret pansiyonumuz 19 yatak kapasitelidir. İstenildiği takdirde bazı odalarına ilave yatak konabilir.

İLETİŞİM

Namık Kemal Mahallesi Ayvalık caddesi no: 18

unda (Ali bey) adası AYVALIK / Balıkesir / Türkiye

Telefon: 0.266.327 10 24 Cep : 0.532.774 73 46

Faks: 0.266.327 12 00
DİĞER KONAKLAMA TESİSLERİNİ İNCELEYİNİZ….

VOYAGER KONAKLAMALI YURTİÇİ TURLAR

Leave a comment

ABANT- GÜZELDERE ŞELALESİ- GÖLCÜK GÖLÜ -YEDİGÖLLER
Aralık ayı içerisinde her haftasonu Ulaşım, 1 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, Milli park giriş ücreti, otobüste 1 sabah kahvaltısı, 1 öğle yemeği, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Folklorik Turizm: 180 YTL

ANTALYA 30 Aralık 2008-03 Ocak 2009
Ulaşım, 5* otelde 4 gece her şey dahil konaklama, çevre gezileri ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Güneş Turizm: 525 YTL

ASSOS-KAZ DAĞLARI
Aralık ayı içersinde her haftasonu Ulaşım, 1 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, müze ve ören yeri giriş ücretleri, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. More Travel: 185 YTL
AYVALIK-CUNDA ADASI -KAZDAĞI 19-21 Aralık 2008 / 26-28 Aralık 2008Ulaşım, otelde 1 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, müze ve ören yeri girişleri, sigorta ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Deep Nature: 199.50 YTL
AYVALIK-CUNDA ADASI -KAZDAĞIAralık ayı içersinde her haftasonu Ulaşım, 1 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, müze ve ören yeri giriş ücretleri, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. More Travel: 195 YTL
BOLU-ALADAĞ-YEDİGÖLLER 19-21 Aralık 2008 / 26-28 Aralık 2008Ulaşım, otelde 2 gece oda- kahvaltı konaklama, 1 akşam yemeği, 1 öğle yemeği, çevre gezileri, müze ve ören yeri girişleri, sigorta ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Deep Nature: 199.50 YTL
ÇANAKKALE ŞEHİTLİKLER-TRUVA 20-21 Aralık 2008 / 27-28 Aralık 2008Ulaşım, 1 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, Milli park giriş ücreti, otobüste 1 sabah kahvaltısı, feribot geçiş ücretleri, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Folklorik Turizm: 195 YTL
EDİRNE-İĞNEADA
Aralık ayı içerisinde her cumartesi hareket Ulaşım, 1 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, otobüste ikramlar, ören yeri girişleri, yöresel gösteri ve eğlenceler, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Hey Travel: 129.60 YTL’den itibaren
EĞİRDİR-KOVADA GÖLÜ-YAZILI KANYON 08-10 Aralık 2008Ankara’dan otobüs ile ulaşım, otelde 2 gece tam pansiyon konaklama, müze ve ören yeri girişleri, çevre gezileri, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Tempo Tour: 340 YTL
EFTENİ KUŞ CENNETİ TURU
Aralık ayı içerisinde her haftasonu Ulaşım, 4* otelde 1 gece yarım pansiyon konaklama, 1 akşam yemeği, 1 öğle yemeği, çevre gezileri, sigorta ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. GeziciYak
Turizm: 185 YTL
YILBAŞI TRENİ 31 Aralık 2008-01 Ocak 2009Haydarpaşa Garı’nda közde kestane ve sıcak şarapla karşılama, tren ile İstanbul-Hereke-Uzunkum-Hereke-İstanbul arası müzik eşliğinde yolculuk, trende limitsiz yerli içki ile yılbaşı yemeği, gece 00:00’da göl kenarında yeni yıl ateşi ve közde sucuk, boza, sabaha karşı kek ve kahve ikramı dahil paket tur. Günbatmadan Turizm:
225 YTL
GAP TURUAralık ayı içerisinde her perşembe hareket Türk Hava Yolları ile gidiş-Onur Hava Yolları ile dönüş uçak biletleri, otellerde toplam 3 gece yarım pansiyon konaklamalar, çevre gezileri, tüm transferler, müze ve ören yeri girişleri, otobüste ikramlar, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Hey Travel: 599.40 YTL
GÖYNÜK-TARAKLI-SÜNNET GÖLÜ Aralık ayı içersinde her haftasonu Ulaşım, 1 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, müze ve ören yeri giriş ücretleri, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. More Travel: 185 YTL
KAPADOKYAAralık ayı içerisinde her perşembe hareket Ulaşım, 2 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Ets Tur: 194 YTL’den itibaren
KUŞADASI-PAMUKKALE Aralık ayı içerisinde her perşembe hareket Ulaşım, 2 gece yarım pansiyon, çevre gezileri, otobüste ikramlar, ören yeri girişleri, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil. Hey Travel: 199.80 YTL’den itibaren
KÜRE DAĞLARI- VALLA KANYONU- BATI KARADENİZ Aralık ayı içerisinde her haftasonu Ulaşım, 1 gece yarım pansiyon, çevre gezileri, seyahat sigortası ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Tamzara Turizm: 210 YTL
KAPADOKYA 31 Aralık 2008-02 Ocak 2009Pegasus Hava Yolları ile gidiş-dönüş uçak bileti, 5* otelde 2 gece yarım pansiyon konaklama, çevre gezileri, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Butiktur12: 495 YTL
SAFRANBOLU- AMASRA 19-21 Aralık 2008 / 26-28 Aralık 2008Ulaşım, otelde 1 gece yrım pansiyon, çevre gezileri, müze ve ören yeri girişleri, sigorta ve rehberlik hizmetleri dahil paket tur. Deep Nature: 185 YTL
ABANT Aralık ayı içerisinde her pazar hareket Ulaşım, kahvaltı, çevre gezileri, öğle yemeği, Milli Park giriş ücreti, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Nes Travel:
65 YTL
AĞVA Aralık ayı içerisinde her haftasonu hareket Ulaşım, kahvaltı, çevre gezileri, öğle yemeği, tekne turu, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Folklorik Turizm:
75 YTL
DÜMENLER- TATLAR YAYLALARI 28 Aralık 2008 Ankara’dan ulaşım, yayla yürüyüşü, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Tempo Tour: 40 YTL
EDİRNE Aralık ayı içerisinde her pazar Ulaşım, kahvaltı, çevre gezileri, öğle yemeği ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. GeziciYak Turizm: 75 YTL
HAYMANA, DOKTOR’UN SAĞLIK OTELİ21 Aralık 2008 Ankara’dan ulaşım, kahvaltı, hamam ve termal havuz girişi, kuzu çevirme öğle yemeği, ikramlar, çevre gezileri ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Tempo Tour: 55 YTL KARTEPE YÜRÜYÜŞÜ 14 ve 28 Aralık 2008Ulaşım, kahvaltı, yürüyüş, öğle yemeği ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Tamzara Turizm:
70 YTL
MAŞUKİYE Aralık ayı içerisinde her haftasonu hareket Ulaşım, kahvaltı, doğa yürüyüşü, öğle yemeği, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Folklorik Turizm: 85 YTL SÜLÜKLÜ GÖL Aralık ayı içerisinde her pazar hareket Ulaşım, kahvaltı, orman içi ve göl kenarında yürüyüş, öğle yemeği, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. GeziciYak Turizm: 65 YTL
ULUDAĞ Aralık ayı içerisinde her pazar hareket Ulaşım, kahvaltı, öğle yemeği, Milli Park giriş ücreti, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Nes Travel: 85 YTL
YEDİGÖLLER Aralık ayı içerisinde her pazar hareket Ulaşım, kahvaltı, orman içi ve göl kenarında yürüyüş, öğle yemeği, ikramlar ve rehberlik hizmetleri dahil günübirlik tur. Gezici Yak Turizm: 90

ETSTUR ULUDAG SEYAHAT

Leave a comment

İstanbul ve Bursa Kalkışlı1

8 Aralık itibariyle her PERŞEMBE
26 Aralık itibariyle Her CUMA
21 Aralık itibariyle Her PAZAR

GRAND YAZICI ULUDAĞ

KONUM: Bursa’ya 35 km., İstanbul’a 215 km. mesafede. PİST: Tesisin 2 adet pisti bulunuyor. Tutyeli 2750 m., İtalyan 650 m. uzunluğunda. BÜYÜKLÜK: 250 odası bulunuyor. Kış sezonunun en gözde otelleri arasında yer alan Grand Yazıcı, kayak tutkunlarının uğrak noktası olarak hizmet sunuyor. Bursa’ya 35 km. mesafede yer alan otelde 2 adet pist bulunuyor. 250 odalı tesisin pistlerinden Tutyeli 2750 m., İtalyan 650 m. uzunluğunda.

SPOR
Minimum 2 gece olarak yapılan konaklamalarda Grand Yazıcı telesiej ve teleskiden çıkışlar ücretsiz olarak (kart ücreti alınır) verilir. 09:00-17:00 saatleri arasında Grand Yazıcı kayak bölgesine her saat başı ücretsiz servis vardır.

ANİMASYON VE EĞLENCE
Kapalı yüzme havuzu, sauna ve fitness center 09:00-20:00 saatleri arasında hizmet vermektedir.

ODA
4 lü odalar 1 frenchbed+1 twin + 1 ek yataktan oluşur ve odada şıkışıklık oluşur.
Tesisteki oda alternatifleri: Junior Suit Oda, Connection Oda, Standart oda

BOZCAADA'DA GECE HAYATI

Leave a comment

Gökçeda Kalesinin arkasında bulunan barlarda eğlenme imkanı bulabilirsiniz. Bu barlar şunlardır.

Ali Bar
Tel : 0 286 697 01 27

Polente Kafe
Tel : 0 286 697 86 05

Salhane Bar
Tel : 0 286 697 80 01

Gap turu

Leave a comment

Yolculuğumuz gece başladı. Ankara, Pozantı üzerinden gidiyoruz. Toros Dağları dört bir yanımız kapladı. Bolkar dağlarından beslenen Çifte han kaplıcalarının dağın eteklerinde yapılanmış tesislerinde konakladık. Şeker pınar kaynak sularını geçerek Pozantı’ ya yol alıyoruz. Tekir yaylasında temiz oksijeni bol hava ciğerlerimizi bayram ettirdi. Deniz seviyesinden 2.100-2900 metre yükseklikteki çam ağaçları kaplı tepelerden geçiyoruz. Hava çok sıcak değil yağmur çiseliyor. Gülek boğazını geçip Tarsus’ a vardık. Artık insanoğlunun tarihinin yazıldığı ilk yerleşim yerlerindeyiz. Tarsus Hıristiyan aleminin en önemli yerlerinden biridir. Aziz Jean Poll burada doğmuştur. Tarsus’ta şelalenin serinliğinde kiremitte alabalık yedik, tadına doyamadık. Cleopatra kapısı ve Eshab-ı Kefh (mağara arkadaşları) gezilerini yaptık. Kraldan kaçan 7 arkadaş ve yol göstericinin sığındığı mağarada 309 yıl uyuduktan sonra mağaradan çıkıp ekmek almak isteyince verdiği paranın geçerli olmadığını görüp tanrıya yalvarıp bizi bu kadar yıl uyuttun bundan sonra da insanlarla karşılaştırma diyorlar ve tanrı tarafından yukarı alındıkları söylenir. Dağın eteğinde yer alan ilginç mağarayı gezdik. Gezimizin ilk günü çok yorulmuştuk. Mersin’deki otelimize doğru yol aldık.

Mersin çok bakımlı temiz bir şehir. Türkiye’nin geliri fazla gideri az olan sayılı şehirlerinden birisi. Kahvaltıdan sonra heyecanla yola koyulduk Erdemli kasabasında bir tarafı dağın eteklerinde kalmış tarihi yıkıntılar bir tarafta deniz alabildiğine uzanıyordu. Astım mağarasına gittik. sarkıt ve dikitlerin cilveleştiği bazı yerde kavuşup öpüştüğü çok ilginç oluşumları hayranlıkla izledik. Çok zor nefes alıyorduk her halde astımlı olmadığımızdan .

Silifke de Cennet ve cehennem obruklarına (yer altı mağarasının üstü ağır basınca çökmesinden oluşan çukurlar) vardık. Cehennem 128 metre derinlikte sarp kayaların çevrelediği korkunç çukur. aşağı inmemize izin verilmedi. ancak dağcı olmak gerekliymiş. Eğer cehennem böyleyse vay halimize diye iç çektik. Cennet 423 basamaktan oluşan yeşillikler içinde bir mağara zorlu bir iniş yolculuğu başladı. Zemin çok kaygan düşe kalka İnmeye başladık. Yarı yolda belki de dünyanın ilk kilisesi bizi karşıladı. Görüntü harikaydı. Yıllara inat hala ayaktaydı. Ve nihayet zemine vardık. Yer altında geçen akar suyunu görmeden gürültüsünü duyup serinliğini hissettik. (Yunan mitolojisinde iyi olan insanları ölünce bu çukura atarlarmış. Kötü kalpli insanlarıysa Cehenneme) Çıkış daha bir zordu. Nefes nefese çıktık. Kısaca Cennet müthiş güzeldi.Umalım gideceğimiz yer olur. Çıkışta bizi buz gibi Silifke ayranı sunan garsonlar karşıladı. Kız Kalesine uğramadan olur mu hiç.Kızını koruyan kralın deniz ortasında yaptırdığı ve mezarı olan ilginç kalenin resimlerini çektik.

Adana’ ya vardık. Sivas’ın Kangal ilçesinden doğan Seyhan Nehrinin yanında bir lokantada karnımızı doyurduk. Elbette ki kebap yedik. Başka seçeneğimiz yoktu. 32 metre yükseklikteki Saat Kulesini gördük. Ulu cami muhteşem minaresiyle karşıladı bizi. 1541 yılında Ramazan oğulları tarafından inşa ettirilen 26 kubbeli bir cami. Çok yorulmuştuk ve otelimize geldik.

Sabahın altısında kalkıp Antakya’ya doğru yolculuğumuz başlayacaktı dünkü yorgunluğumuzdan eser yoktu. İlk istikamet İskenderun. Yolumuz uzak ve şartlarımız çetindi. Çukurova uçsuz bucaksız bize eşlik ediyordu. Zümrüt renkli Seyhan nehrini geride bıraktık ve İskenderun körfezini geçerek yolumuza devam ettik. Sağımızda Akdeniz solumuzda Amanos Dağları yol alıyoruz. İskenderun geride kaldı Antakya’ya yola devam ediyoruz. Meşhur Ormancı türküsünün çıktığı Belen ilçesini geçtik dilimizde türkü. Bir zamanların ünlü Soğuk oluk’u dağın zirvesinde karşımızda duruyordu. Yalnız o eski göreviyle değil zenginlerin yerleşim alanı olarak. Deniz seviyesinden 740 metre yükseklikteki Belen geçidini geçtik. Kulaklarımız tıkandı. Amik ovası ayaklarımızın altında deniz misali yayılıyordu. Püfür püfür esen rüzgarla serinlemek için kısa bir süre mola verdik. Tarihte en kısa süreli devlet olan Antakya’ya varıyoruz nihayet. 1938 yılında sınırlarımıza katılan dağın eteğinde kurulan ST PAERRE kilisesini geziyoruz. İsa peygamberin dünyadan ayrılmasından sonra kurulan beş kiliseden birisidir. (İstanbul-İskenderiye-Antakya ve Kudüs) Harap bir kilise sadece ST PAERRE’nin kürsüsü ve İsa peygamberin büstü bulunmaktadır. Freskler rutubetli ortam olduğu için tamamen kaybolmuş. İlk Katolik kilisesi olarak bilinmektedir. Katolikler için Hac kilisesidir. Tıpkı bizim Kabe’miz gibi. Harbiye’ye gidip acıkan karnımızı özel soslu ızgara tavukla doyurduk, yorulan bacaklarımızı dinlendirdik. Birazda alış veriş tabi ki .Yemekten sonra Antakya mozaik müzesini gezdik. Bu müze şu anda dünyada 2.büyük müze.1.müze Mısır’dadır. İlk girişte Antakya lahdi karşılıyor mermer lahit görülmeye değer. Bu lahitten iki kadın bir erkek ceset çıkmış ve iskeletleri sergilenmektedir. Kadınların mücevherleri çok ince zevkin ürünü. Bu şahane mozaiklerin görüntüsünü almak mümkün olmadı maalesef. Kameramın olmadığına çok üzüldüm. Apollo’ dan Herkül’ e Herakles’ ten Afrodit’e kadar sayısız heykel ve mozaik gözlerimize tek manzara. Pamuk tarlalarını seyrederek Kilis’e yol alıyoruz. Kiliste kaçakçılar çarşısını gezdik eski şaşaalı hali yoktu ama alış veriş yapmadan da yapamadık.

Gaziantep’ e doğru yola çıktık ve bir saat sonra otelimizdeydik Çok yorulmuştuk ve yarın için enerji toplamamız gerekiyordu.şimdi dinlenme vaktiydi. Sabah erkenden yola koyulduk (Zeugma ve Samsat Fırat ve Dicle nehirlerinde bulunan tek geçit olduğundan tüm insanlık için çok önemli.Samsat hiç kazı yapılmadan Atatürk barajı altında kalmıştır acı bir kayıptır insan oğlu için.Şu an için Zeugma’ nın sular altında kalma tehlikesi yok) Gaziantep arkeoloji müzesini gezdik.Burada Zeugma’ dan kurtarılan anlatılamayacak güzellikteki mozaikler sergileniyor.Tablo gibi bu mozaikler adeta tablo gibiydi.Hele o çingene kıza hayran kaldım.Ne taraftan bakarsanız bakın gözleri sizi takip ediyordu.M.Ö 1.yıldan kalma eserler anlatılamaz ancak görülür.Gaziantep sedef kakma atölyelerini gezdik sedef kakma sanatı Osmanlıdan beri süre gelen çok emek isteyen meşakkatli bir sanat.atölyede yapım ustalarını seyrettik hayran kaldık.Gaziantep’ e gelip baklava yemeden olur mu hiç bir de fıstık almadan.Çarşıyı tam manasıyla didik, didik ettikten sonra Zeugma’ya doğru yola çıktık.Nizip’i geçip vardık.Fırat bir gelin edasıyla süzülerek uzanıyordu önümüzde.Zeugma antik kentinde öyle Efes harabeleri’ nde ki gibi tarihi kucaklayacak eserler görünürde yok.Hem kötü niyetli insanlardan hem de doğal felaketlerden korumak için killi toprak altına saklanmış arkeologlar tarafından.Fırat bir harika görmeye değer.Zeugma höyüğünün üstüne kurulmuş olan Türk köyü Belkıs ne yazık ki sular altında aynı kaderi paylaşmakta.Hüzünlü bir ayrılışla Birecik’e yol alıyoruz.Nesli tükenmekte olan ve tek eşli Kelaynak kuşlarını görmek için yaşatma ve çoğaltma işleminin yapılan çiftliğe gidiyoruz.Dünyada 66 adet kalan kel kuşlar harika görünüyorlar. Doğduktan bir sene sonra doğal yerleri Nil nehri’ne gidip dört yıl sonra çiftleşmek için dönerlermiş.

Viran şehir-Kızıltepe üzerinden Nusaybin’e varıyoruz.Suriye sınırından geçiyoruz.Harran ovası alabildiğince gözlere tek manzara.Yollar bitmez bizde enerji bitti ve Nusaybin’ de otelimize gidiyoruz.Eyvah unutmuşuz bu gece Sıra gecesi var ve hazırlanmamız gere
kli çok da yorulmuştuk ama kaçırılmaz.Sıra gecesi akşam dokuzda başladı Ergin kardeşler saz ekibi otantik kıyafetleriyle yerlerini aldılar.Gece üçe kadar harika vakit geçirdik.Türkü türkü Türkiye ‘yi dolaştık.Sazlar çalındı türküler eşliğinde halay çekildi.Saz ekibi ayrılana kadar odamıza gidemedik.Canlı bir sıra gecesi ilk defa yaşıyorduk.Seyretmekten daha güzel ve zevkli inanabilirsiniz.Davulcuların düeti görülmeye değerdi.

Gecenin yorgunluğuyla ve mutlu kalktık.Sabah dingin bir hava karşıladı bizi Nusaybin’de kim derdi ki iki sene öncesinde buralardaki insanlar terörden korkulu yaşıyorlardı.Herkesin yüzü güleç etrafı gezdirdiler.Kahvaltıdan sonra Nusaybin’ de şehir turu yaptık.Tarihi İpek yolu üzerinde küçücük bir yerleşim yeri.Kaçakçılar çarşısını gezdik.Suriye Kamışlı sınırından geçiyoruz.Nusaybin’de bir ilk okul gezisi yaptık Teneffüste olan çocuklarla sohbet ettik resim çekildik ve adreslerimiz aldık yazışmak için.Mardin tarihlerin geçtiği önemli bir yerleşim yeri.Mardin kalesini Timurleng gibi bir savaşçı bile fethedememiştir.Süryanilerin merkezi Darülzaferan manastırına vardık.Bizi yetkili kişiler karşıladı.Manastırda 4000 yıl önce yapılan Güneş tapınağı bölümü çok ilginçti. Mardin dağın eteklerine inşa edilmiş çok sıcak olduğu için çatılara karyola koyup yatarlarmış ve akrepten korunmak için ya mavi cibinlik yada karyolanın ayaklarının altına tasla su koyarlarmış.Sokakları labirent gibi.Bu insanlar evlerini nasıl buluyorlar diye merak ettik.Tarihi Mardin evlerini anlatılmaz güzellikteydi.Adeta taşı dantel gibi işlemişlerdi.Zincirice Medresesi ve Ulu Camiyi gezmek için fırsatımız oldu.Tarihi binalar ve güzellikler o kadar çoktu ki birkaç saat değil ancak on gün gerekliydi.Gazi Paşa İlk okulu ve Kız meslek lisesini gezdik. Sanki taşı nakış olup işlemişler. Bu kadar güzel okulları görünce öğrenci olmak geldi içimizden.Çocuklarla resim çekildik adreslerimiz aldık.Eksikleri olup olmadığını, burada mutlu olup olmadıklarını yani her şeyi konuştuk.Hüzünle ayrıldık bu sıcak insanlardan.Karnımız acıktı ve Mardin’in ünlü kaburga pilavını yedik buz gibi ayran da arkadan, dinlenmiştik.

Midyat’ta Telkari gümüş işleme ustalarını gördük ve tabi ki alış veriş.Hasankeyf ‘e varıyoruz.Yol boyunca Midyat dağları bir tarafta bir tarafta da petrol çıkan Raman dağları sarmıştı etrafımızı.Dicle nehri kıvrılarak akıyordu. Halen yaşanan mağaraları gezdik .Valilik tarafından eğitilen ve kokartlı küçük rehberler bize eşlik etti.Her biri cin gibiydiler.Okullarından , ailelerinden ve zorlu yaşamlarından konuştuk.Kaç dil biliyorsunuz diye sorduğumuzda dört dil diye gururla cevap verdiler.(Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce) inanamadık.Taş köprü inanılmaz hala Dicle’nin üzerinde görevini yapıyor.Kale çok güzeldi. Kuş bakışı seyrettik Hasankeyf’i

Batman üzerinden Diyar bakır’ da ki otelimize gidiyoruz.Dinlenip yarın için enerji toplayacağız.Sabah yağmurla uyandık surlarını gezmek için Kahvaltıdan sonra otobüslerimize bindik .Surları gezdik .Siverek üzerinden Urfa’ ya vardık.Harran ovasına doğru gidiyoruz.(Tanrı yer yüzünün yaratılmasını altı günde tamamladı ve yedinci gün tatil yaptı).İlk peygamber Hz.İbrahim Harran’da doğdu.İlk kitap Tevrat Musa peygambere bu topraklarda indi.Dinler merkezi Harran dır.Nehirler arası ülke Anatolya (aşağı ülke)4000 yıllık bir yerleşim yeridir.Tüm dinlerin doğduğu bölge.Bütün dinleri kapsayan ilk medrese Harran da Hz.Ömer tarafından yaptırılmıştır.Burada sadece din dersi değil tıp ve astroloji dersleri de veriliyordu. O günlerde güneş tutulmasını iki saat gecikmeli hesapladıklarını düşünürsek çok da ileri bir teknolojiye sahip olduklarını düşünüyoruz.Harran evleri(karıca evler) koni biçiminde görünürde minicik kulübeler içleri otantik döşenmiş güzel evler kapısı insan boyundan kısa eğilerek içeri girilmesi gerekiyor.Ancak uğursuzluk olmasın diye geri , geri girmemizi söylüyorlar. Koni biçimindeki evler tepeden küçük bir ışık penceresi ve yan cephesinde on santimi geçmeyen iki pencereyle aydınlatılıyor.Yörenin kıyafetlerini giyip resim çektirdik.Hava çok sıcak olduğu için o kalın kıyafetlerin içinde fazla kalamadık.Sin tapınağı dimdik ayaktaydı ve 33 metre yüksekliğinde tepeden bakıyordu bize.Yolumuz Balıklı Göl İstikametimiz Peygamberler kenti Şanlı Urfa.Öğlen olduğu için önce yemek yedik. Kebap yedik ve tatlı olarak da yufkadan yapılan Şıllık tatlısı yedik.hafif ve güzel bir tatlıydı.Ayn-ı Zeliha (Zeliha’ nın gölü) ve Balıklı Göl’ü görmeye değer muhteşemlikteydi.Avlanması yasak şişko balıklar insanları görünce suyun üzerine çıkıp ağızlarını açıp yem bekliyorlar.Bir birlerini kovalıyorlar yemi yakalamak için.Hz.İbrahim peygamberin doğduğuna inanılan mağaraya gittik.Dualar edip huşu içinde ayrıldık.Çarşı Pazar dolaşmadan olmaz elbette.Gece otelimize gidip dinlendik.

Ve nihayet bu gün Nemrut’a çıkacaktık.Öğlen saat birde minibüslere bindik kırk kilometre yolumuz vardı sonra ver elini Nemrut’un zirvesi.Nemrut 1200 metre yükseklikteki bir dağ ve 700 metre dik yokuş yayan devam edilecekti.Güneşin batışını görecektik.Zirvenin soğuk olacağını söyleyen Adıyaman’ lıları iyi ki dinlemişiz.yoksa soğuktan hiçbir şey göremeyecektik.Zirveye varmadan Kahta’yı geçince Karakuş tümülüs’ ünü (kartal başlı anıt mezar) bizi karşıladı.Cendere köprüsü’ nü salınarak geçtik.Ve tırmanma yolumuz başladı.Dik yokuş tırmanmak çok zordu.kimisi eşeklerle çıktı bizse tırmandık zar zor zirveye geldik.Zirvede bizi rüzgar karşıladı giysilerimize sarıldık ve bize bakan heykelleri bir , bir inceledik.İlginç tarihini rehberimiz detaylıca anlattı.50 metre büyüklüğündeki Tanrıları görünce yorgunluk falan kalmadı.Akşam yaklaşmaktaydı Güneş dağların ardına saklanmaya başlamıştı saat 5, 30 da kaybolurken Mehtap kızıldı ve güneş ışınları tanrıların yüzünde dans ediyorlardı yedi renk, renk ışık oyunlarını seyretmek nefes almak kadar güzeldi.çok soğuk ve rüzgarlı olmasından dolayı poşularla örtünmüştük.sadece gözlerimiz açıktaydı onlar da bayram ediyorlardı.Mehtapta Nemrut bir başka güzeldi. Ya doğuşu nasıldı kim bilir yapacak bir şeyimiz yoktu geri dönmemiz gerekiyordu. Bir dahaki sefere doğuşunu seyrederiz umarım. Otelimize döndük gece olmuştu.

Sabah kahvaltıdan sonra Kahramanmaraş’ a hareket ettik. İki saatlik bir yoldan sonra Maraş’ taydık.Meşhur dondurmasını yedik ve şehri dolaştık.Güney doğudaki son durağımız dan ayrılıp Pınar başı üzerinden Kayseri’ ye vardık. Surlarını gezdik ve Hunat Hatun külliyesi’ nde dolaştık.Hunat Hatun külliyesi 1237-1238 yılları arasında II Alaattin Keykubat’ın eşi Mahperi Hunat Hatun tarafından yaptırılmıştır.İçinde Medrese, Cami, Türbe ve Hamam bulunmaktadır.Döner kümbet tahminen 1276 yılında Şah Cihan hatun adına yaptırılmıştır.Üzerinde ki kabartmalar çok güzeldi.Alimlerin şehri (Makarrı Ulema) olarak anılmaktadır.Gevher Nesibe Tıp Fakültesi Selçuklu hükümdarı ll.Kılıçaslan’ın kızı adına 1205-1206 yıllarında kardeşi l.Gıyasettin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.İçinde eğitim ve tedavi yapılan dünyada ilk tıp merkezi olma özelliğine sahiptir. Burada tedavi gören hastalar Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine para ödememektedirler.Türbesi de Medresenin avlusundadır.Kayseri gezmekle bitmez .Ve yolumuza devam etmemiz gerek İlk durak Kapadokya Derbent vadisindeki doğal oluşumları peri bacalarını gördük.kızıl toprakta oluşmuş irili ufaklı tepecikler ilginçti.Daha önce gördüğüm halde yinede zevkle gezdim.Avanos’ da çanak çömlek atölyesini gezi
p acemice çömlek yapmayı denedik.Cam atölyesinde üfleme işini seyrettik minicik kum tanesi ateşi görünce nasılda şeffaf cama dönüşüyor.Şarap imalathanesini gezdik kokusundan sarhoş olduk adeta.Ödüller almış Avanos şarabından tattık.Ürgüp açık hava müzesini gezdik. Müzede 365 adet kilise bize ev sahipliği yaptı.Gizli gizli yayılan Hıristiyanlar her gün ayrı kilisede ibadet yapmak için kayaların içine oyarak mağara kiliseler yapmışlar.Şimdi de sıra Oniks taş işleme atölyesindeyiz.yarı değerli taşların işlemesi güzel, ilginç ya alması çok pahalı.Dokuma halı atölyesindeyse safha safha ipek halı dokumanın meşakkatlerini gördük.

Seyahatimizin son durağı Avanos’du ve İstanbul’u ve İstanbul da kalanları özlemiştik

Gözümüz, gönlümüz dolu biraz da yorgun evimizin yolunu tutturduk.

12/09/2003 – 22/09/2003

NEMRUT’TA DANS

Güneş inadına parlıyordu

Akşama yüz çevirmişti gün

Feri sönmüş olsa bile

Mehtabı kızıla boyuyordu

Dağların ardına saklandığında

Yeni bir doğum oluyordu sancılı

Uzaklarda bir başka

Sabah doğuyordu sıcak

Akşamın ayazı yüzümüzü yalarken

Dudaklarımız çatladı

Oysaki Nemrut’ta şenlik başlamıştı

Şaşkın bakışlarımızın gölgesinde

Zeus inatçı güneşin

Son ışık oyunlarıyla

Canlandı asırlık tozunu silkip attı üzerinden

Utangaç yıldızların yüzünü gösterdiği

Gökyüzünün altında

Sevgili karısını dansa kaldırdı

El çırpıyordu tüm tebaası

Karanlık tamamen kapladığında

Nemrut’un zirvesini

Dolunay sundu kırmızı şarabı

Tebessümle zeus ve sevgili eşine

Yeniden doğana kadar güneş

Alev almıştı taştan yürekleri

Yorulmak bilmiyorlardı

Uzaktan gelen müzik eşliğinde

Ağır bir vals le başlayıp

Horon, halay derken

Aldılar sazı ellerine

Yanık bir türkü çalındı kulağımıza

Yavaş, yavaş gece teslim oldu inatçı güneşe

İlkin yıldızlar saklandı gecenin koynuna

Ay direniyordu güneşin ışıklarına

En sonunda güneşin sıcak öpüşüyle

Şarap tepsisini alarak vedalaştı zeus’la

Yanan yürekleri küllendi

Ve taştan oyulmuş yumuşak tahtlarında

Asırlık uykularına çekildiler

Güneşin altında donmuştu her şey.

Bir başkaydı doğumu güneşin

Hareler çiziyordu yontulmuş bedenlerinde

Hissediyordu yürekleri sıcaklığını yaşamın

19/09/2003-ADIYAMAN

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19129

Heybeli Ada

Leave a comment

İstanbul Adalar’ı içinde, benim gözümde Heybeli Ada’nın yeri bambaşkadır. Burgaz Ada ve Kınalı Ada, çok küçük olmaları ve diğer ikisinin gölgesinde kalmaları nedeniyle biraz yalnız kalmışlardır.

Büyükada’nın şehirleşmiş hali ise zaten kentin karmaşasından kaçıp gelen İstanbul yorgunları için pek de cazip gelmez. Ancak, Heybeli Ada’nın o sakin ve duru atmosferi, her gece çıkılan caanım mehtabı, sandallara dolan neş’e ve süruru, yemyeşil ormanı ve koruları ile bir ömre bedeldir.

Adaların, o yürek ferahlatan atmosferi, daha Eminönü ya da Bostancı-Kadıköy iskelesinden binilen vapurlarının içinde başlar, buram buram kokmaya. Yandan çarklı ada vapurunun, simitçi ve gazozcularına methiyeler düzen şair müdavimleri vardır. Ve adalardan bir yar bekleyen, “hoş yaratmış Allah” diye iç geçiren yavukluluları.

O ada senin, bu ada benim dolaşıp duran martıları ve yelkovan kuşları ise başka şair gönüllerin, coşup-taşmasının tek müsebbibidirler. Yakup Kadri’dir, Nazım’ın annesine aşık olup da fırtınalı bir İstanbul gecesinde, küçücük bir sandalla, Adalar’dan İstanbul’a koşan, canı pahasına.

Ada, yalnızdır. Ada, ürkek. Ada, özgür ve tek. Seyredenlerine, duvak altından bakan nazlı bir gelin gibidir ada. Ve hiçbir adanın duvağı açılmamıştır, uzun bir zifaf gecesinin aydınlığa kavuşan saatlerinde.

Günler, geceleri yakalamak üzere. Ekinoksa ne kaldı şunun şurasında. Bahar, cemre cemre yüzünü göstermekte, sımsıcak ısıtmakta içimizi. “Şimdi İstanbul’da olmak vardı, anasını satıyım” diyebileceğim o kadar çok nedenim var ki. Yeni Cami’de mısır atmak kuşlara mesela, Ortaköy’de kumpir, Kanlıca’da yoğurt yemek, hisardan hisara kulaç atmak, belki de Hazarfen misali kanat çırpmak, Galata’dan Boğaziçi’nin en içine.

Bir büyük ve önemli nedenim ise şüphesiz Adalar. Heybeli Ada. O dinginlik, o asude huzur, o bırakıverme hazzı kollarına kendini…Yalnız, Heybeli Ada’da yapılmaması gereken bir şey var, tecrübe ile sabit. Bu yazıyı okuyup da soluğu ada vapurlarında alacaklara naçizane tavsiyem olur.

Heybeli Ada’da, adayı rahat gezebilmek için bisiklet kiralayabilirsiniz ama bu sadece sizin, bir tercih özgürlüğünüz olarak kalsın ve siz bu hakkınızı sakın ola ki kullanmayın derim. Ada’da malum, motorlu taşıt trafiği yok, iyi ki de yok. Büyükada’da var da ne oluyor? Ada’nın yolları, oldukça dik yokuşlardan oluşuyor. Ve siz gezi amaçlı bisiklet kiraladığınız zaman da paranızla, elinizde elin bisikletini taşımış oluyorsunuz, kan-ter içinde ve asi.

Bir de yanınızdan, benim durumda olduğu gibi; süslü ve temiz bir ada faytonu içinde, “Adalardan bir yar gelir bizlere” şarkısını terennüm ederek geçen mutlu insanlar topluluğu görürseniz, bisikleti hemen oracıkta parçalarına ayırmamanız işten bile değil.

Karnınız acıktı ve şöyle mükellef bir balık sofrası istemekteyse içiniz, hiç Heybeli’de vakit geçirmeyin ve Büyükada’ya kulaç atın derim. Müthiş balık restoranları ve akla-hayale gelmeyecek güzellikteki Marmara tablosu ile ve tek kelimeyle, ömürlük.

Yine İstanbul’um geldi, gönül bu, sevdi…

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=31209

Newer Entries

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.